Monday, June 30, 2008

SOSYALİST ENTERNASYONEL
23.KONGRESİ'NE
ATİNA
Türkiye'nin Çağdaş Uygarlık koşusunda, demokrasi nam ve hesabına mücadele yürütmekte olan
8 TEMMUZ-İnformel yapılanması adına, üyeniz olan CHP'ne Kongrenizin esaslı bir uyarıda bulunmasını talep eder,
Saygılar sunarım.
Haluk ÖNCEL
(Sabık) İllegal TKP
Birlik Dayanışma Üyesi

Saturday, June 28, 2008

Mars (eski adıyla Merih), Güneş Sistemi'nin dördüncü gezegenidir. Türkçesi Sakıttır. İsmi Eski Roma'daki savaş tanrısı Mars'tan gelmektedir (Bu Tanrı Eski Yunan Mitolojisinde Ares'e karşılık gelir). Literatürde kullanılan bir diğer ismi de Kızıl Gezegen'dir. Gece temiz bir havada basit bir teleskopla kırmızılığı görülebilir.
Mars'ın 1877 yılında Amerikan astronom Asaph Hall tarafından keşfedilen Phobos ve Deimos adında iki uydusu vardır. Bu uyduların nasıl oluştukları bilinmemekle beraber, Mars'ın kütle çekim alanına kapılmış asteroitler oldukları düşünülmektedir. Bu uyduların isimleri Eski Yunan Mitolojisinde Ares'in Afrodit'ten olma iki oğlu Phobos ve Deimos'tan gelmektedir.
Gel-git etkileri yüzünden, tıpkı Dünya ve Ay gibi her iki uydunun da yalnız bir yüzü Mars'a dönüktür. Phobos Mars'ın çevresinde Mars'ın kendi ekseni etrafında döndüğünden daha hızlı döndüğü için yörüngesi giderek küçülmektedir. Bu nedenle ileriki bir tarihte Phobos Mars'a çarpacaktır. Buna karşın, Deimos Mars'tan yeterince uzakta olduğu için, yörüngesi giderek büyümektedir.İnce bir atmosferi olan karasal gezegen Mars'ın yüzey şekilleri Ay'daki kraterlerle ve Dünya 'daki volkanlar vadiler ve çöller ve kutuplarla benzerlik göstermektedir. Olimpus Dağı, mars yüzeyindeki bilinen en yüksek dağdır. En büyük kanyonu iseValles Marineris'dir. Mars'ın coğrafik yapısı dışında, dönüş periodları ve mevsim döngüleri de Dünya'ya benzemektedir.
1965'te Mariner 4'ün Mars yakınındaki gözlemlerinden önce, gezegenin yüzeyinde sıvı halde su bulunabileceği düşünülüyordu. Bu düşüncenin temel dayanağı yapılan gözlemlerde özellikle kutup bölgelerinde denizler ve kıtalar gibi görünen aydınlık ve karanlık bölgeler ve düz çizgiler bulunması ve bunların bazı gözlemciler tarafından su kanalları veya vadi benzeri oluşumların varlığı ve gezegende sıvı halde suyun varlığı olarak yorumlanmasıdır. Daha sonra bu düz çizgilerin gerçek olmadığı ispatlandı ve bunların bir ışık yanılsamasından ibaret olduğu açıklaması getirildi. Ancak halen daha Mars, güneş sistemimizde dünyadan sonra suyun ve belki de yaşamın var olabileceği yegane gezegen olarak görülmektedir.
Mars gezegeni hala bir takım uzay araçlarına ev sahipliği yapmaktadır, bunlar: Mars Odyssey, Mars Express ve Mars Reconnaissance Orbiter'dir. Dünya dışındaki tüm gezegenler içinde bu en yüksek rakamdır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Mars_(gezegen)

Benim de Hocamdı: Prof. Dr. Ergun Özbudun'a Armağan

Elliden fazla anayasa hukukçusu ve siyaset bilimci, hocaları ve meslektaşları Prof. Dr. Ergun Özbudun onuruna yazdıkları makalelerden oluşan iki ciltlik Armağan'ı (Yetkin Yayınevi, 2008), dün öğleden sonra, öğretim üyesi olduğu Bilkent Üniversitesi'nde yapılan bir törenle kendisine sundular.
Aynı törende Varşova Üniversitesi Avrupa Hukuk ve İdare Okulu da Profesör Özbudun'a onursal profesörlük unvanı verdi.
Özbudun'un Türk Anayasa Hukuku'na katkısını değerlendiren makalesinde Uludağ Üniversitesi öğretim üyesi Kemal Gözler şunları söylüyor: Profesör Özbudun, 17 kitap ve 60'tan fazla makale yazdı, 6 kitap çevirdi, 5 kitabın da editörlüğünü yaptı. Başta on yıldan fazla süredir üyesi olduğu Venedik (Avrupa Konseyi Hukuk Yoluyla Demokrasi) Komisyonu olmak üzere pekçok kuruma raporlar yazdı; hatırlayamayacağı sayıda ulusal ve uluslararası sempozyuma bildiri sundu. Özbudun'un Türk anayasa hukuku doktrinine katkısı üzerine bir doktora tezi yazılabilir. Çoğu İngilizce olan eserleri dünyanın önde gelen yayınevleri ve dergileri tarafından yayımlandı. Sosyal Bilimler Atıf Endeksi'nde eserlerine 98 atıf yapıldı. Bu sayı, diğer Türk anayasa hukukçularına yapılan atıfların toplamından fazladır.
Türkiye'de hukuk ve siyasal bilgiler eğitimi görenler arasında Özbudun'un "Türk Anayasa Hukuku" (1986 - 2005 arası 8 baskı) başlıklı kitabını bilmeyen yoktur. Türk anayasa hukuku doktrininin en önemli eseri olan bu kitaba gönderme yapmadan yazılmış bir anayasa hukuku çalışması yok gibidir. Ankara ve Bilkent Üniversiteleri yanında Chicago, Columbia ve Princeton üniversitelerinde öğretim üyeliği yapan Özbudun, bugüne kadar on binden fazla öğrenci yetiştirmiştir.
Özbudun'un siyaset bilimine katkılarını değerlendiren makalesinde ise Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Ali Resul Usul şunları yazıyor: Profesör Özbudun, Türkiye'de siyasal katılım ve sosyal değişme; askerin siyasetteki rolü; demokrasinin çökmesi, demokrasiye geçiş ve demokrasinin pekişmesi sorunları; devlet ve siyasi elit ilişkileri; siyasi partiler ve parti sistemi; anayasa yapım sürecinin Türk demokrasisine etkileri üzerine yoğunlaşan eserleriyle Türk siyaset bilimine büyük katkılar yapmış ve yapmaya devam eden bir siyaset bilimcidir. Akademik yayınları uluslararası demokrasi ve demokratikleşme literatürüne önemli katkıları içerir. Özbudun, Türk siyaset biliminin dünya klasmanında yükselmesine neden olan ender sosyal bilimcilerimizden biridir.
Ben Profesör Özbudun ile ilk kez 1960'ların ikinci yarısında, o Ankara Ü. Hukuk Fakültesi'nde Dr. Asistan, ben SBF'de öğrenci iken tanıştım. Tanışıklığımız, 1968 - 71 arasında ben rahmetli Prof. Dr. Bülent Nuri Esen'in Eğitim Fakültesi'ndeki "Anayasa Hukuku ve İnsan Hakları" kürsüsünde asistan, o Esen'in Hukuk Fakültesi'ndeki "Anayasa Hukuku" kürsüsünde doçent olduğu sırada ilerledi. SBF'de doktora seminerlerine devam ederken, Özbudun'u örnek alınacak bir bilim adamı olarak görüyordum.
1970'lerde Stockholm Üniversitesi'nde doktora yaparken bu kez Özbudun'un eserleriyle tanıştım. Tezimi yazarken onun "Türkiye'de Toplumsal Değişme ve Siyasal Katılım" (Princeton, 1976) başlıklı kitabından çok yararlandım. 1980'lerin ikinci yarısında Türkiye'de yeniden bir araya gelmemizden sonra Özbudun'la tanışıklığımız giderek dostluğa dönüştü. Siyasal liberal değerler üzerinde mutabakatımız yakınlığımızı giderek pekiştirdi. Sabah ve Milliyet gazetelerinde yönettiğim "Entellektüel Bakış" sayfasına katkılarını esirgemedi. 2001'den beri "Türk Siyasi Hayatı" dersleri verdiğim Bahçeşehir Üniversitesi'ndeki öğrencilerim, onun "Çağdaş Türk Politikası: Demokratik Pekişmenin Önündeki Engeller" başlıklı kitabını (İngilizcesi 2000, Türkçesi 2003) ve çeşitli makalelerini hatmetmeden dersi geçemediler.
Dostluğundan onur duyduğum Profesör Özbudun'un en çok takdir ettiğim tarafı, hiç kuşku yok ki, hukuk ve siyasete bir bilim adamı olarak uzaktan bakmayıp, bilgi ve uzmanlığını özgürlükçü demokrasinin yerleşmesi mücadelesi için seferber etmesidir.

Ş.Alpay 28.06.2008Zaman

Thursday, June 26, 2008

http://merihyildizi.blogcu.com/2225788/

DUYURU
Tarih: 15:30, 11/3/2007

Daha önce duyurusunu yaptığımız, Ernest RENAN’ın 1882’de Sorbonne’da verdiği konferansın Türkçe çevirisini, hukukçulardan alınan görüş doğrultusunda, telif haklarınının ihlali kapsamında görüldüğü için yayınlayamamaktayız. Özür dileriz.Ancak bu çok önemli metne ulaşabileceğiniz kaynak aşağıya çıkarılmıştır.
Ayrıca yasal sorumluluklar yerine getirildiği takdirde, anılan metnin, Ziya Ishan (1946) çevirisinin, A.Haluk Tarhan tarafından yer yer sadeleştirilen hali bilâ ücret, özel/ resmi kurum ve kuruluşlara yayınlanması amacıyla, dizgisi hazır halde teslim edilecektir.
Milli Kütüphane
SYSNO
0418673
Dil
tur fre
YER
1946 AD 2196
Yazar
Renan, Ernest, 1823-1892
Eser
Nutuklar ve konferanslar / Ernest Renan ; [çev.] : Ziya Ishan
Yayım
Ankara : MEB, 1946 (Sakarya Basımevi)
FizTan
IV, 213 s. ; 20 cm
Seri
Milli Eğitim Bakanlığı. Dünya edebiyatından tercümeler. Fransız klasikleri ; 131
EkGiris
Ishan, Ziya (F)
Dil
TUR
Anılan eserde “Millet Nedir?” başlığı altında s.97-124.

"WHO IS WHO ?" YU "İHYA" EDELİM!

47524827874 Baba adı:Mehmet Bozan Ana Adı:Medine
47515828156
47479829336
47482829262
47464829846
47455830196
Akın var

güneşe akın!


Güneşi zaptedeceğiz


güneşin zaptı yakın!

Tuesday, June 24, 2008

ÇEVRE'NİN GÜR SESİ...

8 TEMMUZ EZBERİ VE OYUNU BOZAN GÜÇ...

8 TEMMUZ % 100 İNFORMEL, % 100 DEMOKRAT...

8 TEMMUZ-İNFORMEL DEKATLONDA ŞAMPİYON!

AMASYA BELGELERİNİ YENİDEN OKUMAK


A.Haluk TARHAN[*]

Belge okumak tarih yazınında temeldir. Ancak sadece okumak yeterli değildir. Onları yerli yerine oturtmak gerekir ki, Prof. Dr. Hikmet ÖZDEMİR ’in bu kitabının temel özelliği de bu olsa gerekir.
Türkiye’nin siyasi tarihi ve kurumları üzerine yayımlanmış 16 kitabı olan yazarın, yeni kitabının yazılma öyküsü Amasya Valisi Sn. Hüseyin POROY’ un, “Amasya Tamimi” nin 85.yıl dönümüne konferans vermek için davetiyle başlıyor,konferans metni, Amasya Valiliği tarafından kitap olarak yayınlanıyor. Kitabın kapağından başlayarak, sayfa düzeni ve baskısı alışıldık resmi yayınlardan farklı oluşu ile dikkat çekmektedir. Kitabın Amasya Valiliği’nden temin edilebileceğini belirtelim.
Kitap esasen bir konferans metni olduğundan, klasik bölümlemelere rastlanmıyor. Ancak bu, kitabın sağlam tutulan sistematiğine güvenden olsa, kitaplaştırılırken gerek görülmediği anlaşılıyor. Ancak içindekiler kısmında temel konu ve belge başlıkları, sayfa numaraları belirtilmiş. Kitabın, çoğu “bilimsel” kitapta olmayan titiz bir çalışma olduğunu gösteren diğer bir yönü de dizin bölümünün bulunması.
“Puzzle” Parçalarını Yerine Koymak
Yazar, “1919 yılında bir Nisan günü İstanbul’da Harbiye Nezaretinde Dokuzuncu Ordu Kıtaları Müfettişliğine yapılan bir görevlendirmenin tarihin en eski milletlerinden birinin kaderini ne kadar çabuk değiştirdiği herkes tarafından kabul edilmektedir. İşte o an, o general ve o millet için “yıldızın parladığı an” olarak görülebilir.
“Tarih yazımında ‘yıldızın parladığı an’ yalnızca bir ayrıntıdır. Bu nedenledir ki tarihte ayrıntılar önemlidir ve her bir ayrıntı tarihi yazan ve okuyan tarafından ilgiyle izlenir. Ayrıntıların yeterince bilinmediği durumlarda, doğal olarak belirsizliklerin hüküm sürmesi kaçınılmazdır” diye yazmaktadır.
Devrim tarihimizde bu olay çerçevesinde marjinal grupların ileri sürdükleri tezleri çürüten benim okuduğum birkaç çalışma var. Ancak bu çalışmalar, konunun uzmanı olmayan kişileri yaracak içerikte. “Amasya Belgelerini Yeniden Okumak” çalışması bu konuda 2+2=4 tarzında, bütün tereddütleri bertaraf edici mantık örgüsünde. Çocukların oynadığı ‘puzzle’ parçalarını yerli yerine koymaları gibi. İşte bir bilim adamı tespiti,”20/21Haziran gecesi ve 22 Haziran günü Amasya’da Mustafa Kemal Paşa ile buluşan kişilerden Rauf Orbay ve Ali Fuat Cebesoy’ un bu süreçle ilgili olarak anılarında aktardıkları hususlar- ayrıntılarda biraz farklılıklar taşımakla birlikte-1927 yılında “Nutuk” ta açıklanan öteki hususları ortadan kaldırmamaktadır.”
Özgün Bir Saptama:”İLK MİLLİ STRATEJİ BELGESİ”
Yazar kitabında bir soru sorar:
1919 Haziran ayında Amasya’da ortaya çıkan belgelerden hareket ederek;”Amasya Kararları” ile “Amasya Tamimi” şeklinde bir ayrım yapmak acaba hangi ölçüde uygun düşer?
Ardından yanıtı şöyledir:
“Tamim” 22 Haziran günlüdür ve kararlardan ancak ilk üçünü kapsamaktadır;”Kararlar” ise 21/22 Haziran gecesi imzalanmıştır, demek suretiyle böyle bir ayrım teknik anlamda yapılabilir. Fakat, hedef, içerik ve söz konusu olayın ulusun kaderinde oynadığı rol açısından düşünüldüğünde; Türkiye devletinin “ilk Milli Strateji Belgesi” olarak kabul edilebilecek tek bir metin vardır:
22 Haziran 1919 tarihli Amasya Tamimi…
Yine aynı günlerdeki dış konjonktür, Orta Asya ve Kafkasya’daki yeni güç dengeleri açısından Bolşeviklerle ilişkiler, özellikle Ermeniler konusu temelinde esaslı bir değerlendirmeye rastlıyoruz. Türk İhtilali’ni başlatan kadronun Ermeni konusuna bakışını öğrenebiliyoruz. Zaten Prof. Özdemir’ in Türk Tarih Kurumu Ermeni Araştırmaları Başkanı olması yazılanların dikkatlice okunması için artı bir durum.
Bu kitabı okuyana kadar, Türk Devrim Tarihi kitaplarında, incelenen dönemle ilgili olarak “İkili İktidar” dan söz edilmektedir ki bu kavramın ders kitaplarında yer alması bile çok yenidir. Bu kitap “Anadolu’da Üç İktidar” saptamasında bulunarak alana başka bir özgün katkı daha getiriyor.
Kitabın “Sarayda Bir Zirve” bölümü ve ortaya konulan belgeler,”Lozan Zafer mi, Yoksa Hezimet mi?” sorusuna yanıt arayan bazı çevrelerin mutlaka okuması gereken bir bölüm olma özelliğini de taşıyor.
Kitabın en son bölümü “Amasya’dan Notlar”. O günlerde İstanbul Hükümeti’ni temsilen Bahriye Nazırı Salih Paşa ile buluşmak için Sivas’tan Amasya’ya gelen Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Bey’le yapılan görüşmelerin bir kısım notları ve Ruşen Eşref Bey’in izlenimleri Üç gün(23-24-25 Ekim 1919) süren bir dizi yazı halinde İstanbul’da Tasvir-i Efkar gazetesinde yayınlanan yazıları yer alıyor ki yine bazı marjinallerin ortaya attıkları “Mustafa Kemal’in Çanakkale’de kahramanlığı sonradandır” saçmalığına da belgeli güzel bir yanıt oluyor.
Çalışkan bilim adamı Prof. Dr. Hikmet ÖZDEMİR’ i kutlarken, mutlaka okunması gereken bir kitap olarak öneriyoruz.
[*] Emekli Emniyet Müdürü

8 TEMMUZ : DEKATLONDA ŞAMPİYON!

FELEK HER TÜRLÜ ESBAB-I CEFASIN TOPLASIN GELSİN. DÖNERSEM KAHPEYİM MİLLET YOLUNDA BİR AZİMETTEN!

8 TEMMUZ-İNFORMEL MEŞRUİYETİN DAYANILMAZ GÜCÜ...

8 TEMMUZ BAĞIMSIZ BAĞLANTISIZ İNFORMEL GÜÇ...

MAZİSİ OLMAYANIN ATİSİ OLMAZ...

Monday, June 23, 2008

Tuesday, June 17, 2008

"DELİKANLI SEKTÖR..."

8 TEMMUZ-İNFORMEL DEKATLON'A GÜVEN, SEKTÖR'E KORKU, ÇARESİZLİK VERİR...

Saturday, June 7, 2008

Meclis Başkanı sert çıktı: Mahkeme yetkisini aştı, Senato sistemi gelsin

TBMM Başkanı Köksal Toptan, Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa düzenlemesinin iptaline ilişkin kararını değerlendirdi. Toptan Anayasa MAhkemesi'nin yetkisini aşarak karar verdiğini belirtti.
7.6.08Zaman