Tuesday, December 29, 2009

İNFORMEL DEMOKRAT

DEKATLONDA DÜNYA ŞAMPİYONU!

Monday, December 28, 2009

PERVİN BACI "DÜNYA"LI OL...

BU İŞ "DÜNYA"DA NASIL YAPILIYOR?
"D-21. Kameralar toplumsal olayları önlemek için en iyi araçlardan biridir. Kalabalık oluşumlarını belgelemede kamera kullanımı, özellikle de lens-size gruplar (tek bir fotoğrafa sığacak kadar küçük), teması kişiselleştirecek ve kalabalıktaki anonimlik duygusunu yok edecektir. Kimlikleri belgelenen kişiler kanunsuz hareketlerde bulunmadan önce iki kez düşüneceklerdir. Fotoğraf analiziyle toplumsal olayla ilgili özellikle yasadışı iştirakte, kalabalıkta kışkırtıcı, provokatör veya ilgi çekenler ya da kanunsuz hareketleri işleyebilecek kişilerin kimlikleri saptanabilir."

CIVIL DISTURBANCE OPERATIONS, HEADQUARTERS DEPARTMENT OF THE ARMY WASHINGTON, DC, 2005.

Iğdır'da polise linç girişimi
28/12/2009 Iğdır'da Demokrasi Toplum Partisi (DTP)'nin kapatılmasıyla Barış ve Demokrasi Partisi (BDP)'ne geçmek isteyen partililer için düzenlenen törende sivil polisler linç edilmek istendi.
Parti binası önündeki törene katılan BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, alanda görüntü ve fotoğraf çeken sivil polisleri görüntü almamaları konusunda uyarınca partililer sivil polislerin üzerine yürüyerek linç etmek istedi.
Sivil polisler olay yerinden koşarak uzaklaşırken, kalabalık da polislerin arkasından koştu.
Polisler havaya ateş ederken, BDP Milletvekili Pervin Buldan, BDP'li Belediye Başkanı Mehmet Nuri Güneş ve meclis üyeleri kalabalığın önüne geçerek durdurmaya çalıştı.
Polislerin uzaklaşmasıyla olaylar sona erdi.(CİHAN)

Saturday, December 26, 2009

ŞARKI SÖZLERİ(1) SEZEN AKSU SÖYLÜYOR: BENİ YAK, KENDİNİ YAK, HERŞEYİ YAK!

http://best-texture-world.blogspot.com/2009/09/12-high-res-free-burnt-paper-textures.html

10 MUHARREM! ZORBALIĞA KARŞI SOYLULUĞUN, ADALET VE FEDAKARLIĞIN YÜKSELEN SANCAĞI!


“İnanç ve kültür dünyamızda 10 Muharrem, hak ve adalet duygusunu korumayı başarmış her vicdan için gerçek bir saygı ve ihtiramı gerektiren kalıcı bir referans olmuştur.
Hazreti Peygamber’in sevgili torunu Hz. Hüseyin ve beraberindeki masum canların Kerbela’da yaşadığı dram elbette birimizin, bazımızın değil Millet olarak hepimizin ortak acısı, ortak hüznü ve ortak kederidir.
Tiranlık, zorbalık ve ihanete karşı soyluluğun, adaletin ve fedakârlığın yükselen sancağı olan Kerbela’da yaşananlardan bugüne uzanan mesaj, emanete riayet, vefa, iz’an ve adalet duygusundan asla ayrılmamamız gerektiğidir.
Milletimizin Ehl-i Beyt aşkı ve Evlad-ı Kerbela’nın acılarla yoğrulmuş bilgeliği, toplumsal birlik ve beraberliğimizin, dirlik ve düzenimizin tarihi bir teminatıdır.
Her daim ‘acıyı bal eyleyenlerin’ matemini tüm toplum adına yüksek bir sadakatle paylaşıyor, Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitlerinin aziz hatırasının rahmete vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.”
http://www.basbakanlik.gov.tr/Forms/pDetay.aspx

EHL-İ BEYT İMAMLARINDAN CAFER-İ SADIK HAZRETLERİ



İmam Cafer-i Sadık, (Arapça: جعفر الصادق, Farsça: جعفر صادق) Abdullah da denir. Hicri 83 yılında Medine'de doğdu, 148 (m. 765)'de orada vefat etdi. "Sadık" lakabıyla meşhur olan İmam Cafer b. Muhammed, Hz.Ali'nin torununun torunudur. Muhammed Bâkır'ın oğlu ve Mûsâ Kâzım'ın babasıdır.
İMAM I AZAM EBU HANİFE HAZRETLERİ'NİN HOCASIDIR.

NEO-İTTİHATÇILARA YİNE TEPKİ VAR....

Baykal, Alevi vatandaşlara hitap ettiği sırada bir vatandaşın Dersim protestosuyla karşılaştı. Sesini Baykal'a duyurmak için çaba sarf eden vatandaş, güvenlik görevlileri tarafından susturularak dergah dışına çıkarıldı.
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=932515&title=baykala-dergahta-dersim-protestosu

SN DR DEVLET BAHÇELİ DİYOR Kİ:


''Onun için 'sokak değil okul, çatışma değil siyaset, kavga değil iktidar' diyor ve bu hedeften sapmalara karşı hareketimizi korumaya çalışıyoruz. Aklımızdan çıkarmayalım ki, Türkiye sokaktan, caddeden ve meydandan değil TBMM'den idare edilmektedir."

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI DUYARLI...

A.A
26 Aralık 2009
Hürriyet
İçişleri Bakanlığı, KCK operasyonunda gözaltına alınanlara kelepçe takılmasıyla ilgili inceleme başlattı.

HASİP KAPLAN: DAĞLARA GELMEYECEĞİZ...

Gündem
Hasip Kaplan: Dağlara gelmeyeceğizMustafa ÖZDABAK/İSTANBUL, (DHA)BDP Milletvekili Hasip Kaplan, “Bugünlerde bize diyorlar ki 'Dağlara gel dağlara' şarkısı söyleyin. Hayır. Artık 'Dağlara gel' demeyeceğiz. Sandığa gel, sandığı. Halkın kucağına gel” diye konuştu.
Barış ve Demokrasi Partisi'nin (BDP) İstanbul İl Başkanlığı bugün Anayasa Mahkemesi'nin kapattığı Demokrat Toplum Partisi'nin eski yerinde açıldı. Tarlabaşı Bulvarı, Kalyoncu Kulluk Caddesi üzerindeki açılışa yaklaşık 300 kişi katıldı. Hasip Kaplan açılışta yaptığı konuşmada şunları söyledi:“Biz 27 partinin kapatıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Onlar kapatmaktan biz açmaktan yorulmadık. İnadına yola devam. Sevgili halkımız biz birşey öğrendik. Eğer çözüm aramazsa bu parti kapatma değil. Bundan sonra Anayasa Mahkemesi'ni de kapatalım ki Türkiye'ye demokrasi gelsin. Nasıl olur demeyin. Fransa'da İngiltere'de Anayasa Mahkemesi yoktur.Bizim seçilmiş belediye başkanlarımızı, 1994 yılındaki milletvekillerimizi ellerinie kelepçe takmış başlarına polisleri dikmişler. Fotoğraflarını dünyaya servis ediyorlar. Bu fotoğraf kimseye onur kazandırmaz. Bu demokrasinin, insan haklarının, açılımın ve kardeşliğin fotoğrafı değil. Bu kelepçeler halka vurulmuştur. 'Dağdakini indireceğim' diyorsun şehirde siyaset yapanı içeriye alıyorsun. Bu felakete gidiştir. Onlar oyları parayla dolandırıcılıkla sahtekarlıkla almadılar. O halk, özgürlük ve eşitlik için onları seçti. Halkın tamamının oylarını almış milletvekilleri ve belediye başkanlarını düşürerek, siyaseti, belden aşağıya vurarak nereye götürebilirsiniz”
Hasip Kaplan, açılışa katılanlara “Siyaseti Meclis'te yapmak istiyor musunuz” diye sordu ve ellerini kaldırmalarını istedi. Gruptakiler Hasip Kaplan'ın istediğini yaptı.
Hasip Kaplan ve BDP Milletvekili Akın Birdal ile birlikte kurdeleyi keserek il başbakanlığını açtı. Törene katılanlar canlı müzik eşliğinde halay çekip Kürtçe şarkı dinledi. Gruptakiler zaman zaman bölücü örgüt ile başı lehine sloganlar da atıldı.
26 Aralık 2009
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/13316862_p.asp
DEMOKRASİ NÖBETİNDEYİZ!
TÜRKİYE DEMOKRATLARI NEO-İTTİHATÇILIĞA ASLA VE KAT'A GEÇİT VERMEYECEK!

NEO-İTTİHATÇI SAYLAV KEMAL'E ANINDA YANIT VERİLDİ!


Gündem
26.12.2009
Savcıdan jet yalanlama
Kılıçdaroğlu'nun, Erzincan'da jandarma istihbaratçıların gözaltına alınmasıyla ilgili sürdürdüğü iddialara Başsavcı Sinan Kuş açıklık getirdi. Örneklerle belgelerin aynı olduğunu ortaya koyan Kuş, 'Karardan üç ayrı örnek çıkarıldı, hepsi ayrı ayrı imzalandı' dedi
YUSUF ÇELEBİ / ANKARACHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Erzurum Başsavcılığı'nın Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nden aldığı kararın sahte olduğunu ileri sürdü. Kılıçdaroğlu'nun ilk açıklamasının Erzurum Başsavcısı Sinan Kuş tarafından çürütülmesi üzerine Kılıçdaroğlu ikinci bir belge ile ilk arama kararının sahteliğini ispatlamaya çalıştı. Ancak, mahkemelerden alınan kararların en az 3-4 örneğinin bulunduğu ve bunların hepsinin üzerinde de ıslak imza ve mühür olduğu ortaya çıktı. Kılıçdaroğlu, faka basmasına neden olan belgenin gerçekliği konusunda ısrarını sürdürürken, Erzurum Başsavcısı Sinan Kuş, yeni belgelerle Kılıçdaroğlu'nu yalanladı. CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, kendisine gönderilen, adres ve isim kısmı kapatılmış bir belge ile Erzurum Başsavcılığı'nı suçlamasını sürdürdü. Kılıçdaroğlu'nun iddiaları, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen bir kararda kimlik bilgilerinin ve adres bilgilerinin boş olması ve buraların istendiği şekilde doldurularak istismar edilebeceği yönündeki açıklamasıyla başladı.
UZMANLAR BAŞSAVCI KUŞ'U HAKLI BULDU
CHP'li Kılıçdaroğlu ile Erzurum Cumhuriyet Savcısı Sinan Kuş arasında yaşanan belge savaşında uzmanlar başsavcıyı haklı bulurken, Kılıçdaroğlu iddialarında ısrar etmekte kararlı bir görüntü verdi. Kılıçdaroğlu'nun çarşamba günü yaptığı açıklama ile bombanın fitili ateşlenirken, Kuş cevabını önceki gün verdi ve belgenin orijinalini gösterdi. Kılıçdaroğlu'nun elindeki belgenin askeri lojmanlarda yapılacak arama için ön bilgi olarak ve 'delillerin karartılmasını' engellemek için önce sözlü olarak ve ardından da isimler ve adresler kapatılarak Erzincan İl Jandarma Alay Komutanlığı'na gönderilen belge olduğu ortaya çıktı.
Kılıçdaroğlu, savcının bu açıklaması üzerine dün bir toplantı daha yaparak, iddiasında ısrar etmeyi sürdürdü. Aynı karara ait iki belgeyi gazetecilere sunan Kılıçdaroğlu, savcıyı 'doğruyu söylememekle' itham etti. Biri komutanlığa fakslanan diğeri de isimler ve adresleri açık olan aynı karara ait iki nüsha için Kılıçdaroğlu, 'Katip ve yargıcın imzası ile mahkeme mührüne dikkatlice bakınız. İki kararda bu farklılığı çok net biçimde göreceksiniz' dedi. İmzalara bakarak kararların farklı olduğu ısrarından vazgeçmeyen Kılıçdaroğlu, yargıcın boş mahkeme kararının altına imza attığını öne sürdü.
İKİNCİ AÇIKLAMA GEREĞİ
Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Sinan Kuş, Kılıçdaroğlu'nun çarşamba günü yaptığı açıklamaya önceki gün cevap verirken, dün hemen yanıtlama yoluna gitti. Bilgisayar ortamında yazıcıdan çıkan her bir kararın imza ve mührünün ayrı ayrı yapıldığını, dolayısıyla her mühür ve imzanın aynı noktaya isabet etmesinin mümkün olmadığını söyledi. Soruşturmanın gizliliğine dikkat çeken ve buna riayet ettiklerinin altını çizen Kuş, 'Erzincan Jandarma Komutanlığı'na gönderdiğimiz kararla, sizlere dağıttığımız karardaki imzalar farklı gibi gözüküyor. Kamuoyunda sanki Adliyede farklı farklı kararlar çıkıyormuş gibi bir yanlış anlaşılmaya meydan vermemek açısından bizim mahkemede bu şekilde aldığımız değişik iş şeklindeki kararlar en az 3-4 tane olur' dedi.
GİZLİLİĞE ÖZEN
Kuş, gizlilik ve tarafsızlık içinde görevlerini yapmaya devam edeceklerini dile getirerek, hiçbir kurumu ve kişiyi zan altında bırakmadan yasal mevzuat çerçevesinde vicdani kanaatlerini ortaya koyduklarını söyledi. Kılıçdaroğlu hakkında hukuki bir girişimde bulunup bulmayacakları yönündeki bir soruya ise 'Ben ifade ettim. Hiçbir kişi ve kurumla biz çatışma halinde değiliz. Hiçbir kişi ve kuruma da cevap anlamında bu açıklamayı yapmıyorum. Sadece kamuoyunu doğru bilgilendirme ve nasıl çalıştığımızı kamuoyuna doğru bilgilendirme adına açıklıyorum' yanıtını verdi.
Ergin: Müfettiş görevlendirdik
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 16 Aralık tarihi itibariyle Erzincan ve Erzurum'daki uygulamalara ilişkin yapılan şikayetleri incelemek üzere müfettiş görevlendirmesi yaptıklarını bildirdi. Kılıçdaroğlu'nun tavrını doğru bulmadığını belirten Bakan Ergin, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Biz, ne zaman konuşacağımıza kendimiz karar veririz, birincisi bu. İkincisi; hem 'yargıya müdahale etmeyin deyip' hem de her olayda hakimler ve savcıların yapmış olduğu yargısal faaliyetlerle ilgili Bakanlığı hesap vermeye çağıran tavrı doğru bulmuyorum. Gerekeni biz zaten yapıyoruz.'
Birden fazla nüsha çıkarılması normal
Emekli Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel, Kılıçdaroğlu ile Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Sinan Kuş arasında yaşanan belge savaşında savcının haklı olduğunu söyledi. Gündel, Başsavcı Kuş'un açıklamalarına itibar etmek gerektiğini belirtti. 'Bu yargının haksız yere yıpratılımasıdır' diyen Gündel, şunları söyledi: 'Bu kararlardan istenildiği kadar çıkartılabilir. Bilgisayarda yazılıyor. Gerektiği kadar nüsha çıkar. Bir nüsha mahkemede dosyada kalır. Kalan nüshalar da nerelere gönderilme si gerekiyorsa oralara gönderilir. Mahkemenin yaptığı açıklama gayet normal. Güvenlik nedeni ile boş bırakılıyor. Sonuçta jandarmaya faks gönderiliyor. Elbette faksı bir takım askerler, erler düşük rütbeli kişiler, onlar bu fakstan bilgiye ulaşıyorlar. Elden gönderilen belge kapalı zarf içinde ilgilisine gönderilir. Güvenlik yönünden arama bilgisi aranacak yer ve kişilere ulaştırılmaması aramadan beklenen amacın ortadan kalkmaması için üzeri kapatılmış. Son derece doğru bir uygulama.'
Kurumlararası güven zaafiyetini gösteriyor
Emekli askeri Hakim Ümit Kardaş ise isimlerin üzeri kapalı bir şekilde bildirilmesi uygulaması ile ilgili 'Genelde arama kararlarında tabi ki isimler açık olur. Netice itibarı ile resmi bir usul içinde gönderiliyor' yorumunu yaptı. Kardaş, 'Ancak güvensizlikten kaynaklanan bir şey. Daha önceden bilinirse 'O kişi haberdar olur mu olmaz mı?' diye. Kendilerinde bu ayrıntılar varsa gittiklerinde aramayı yapacak olan güvenlik birimlerine o şekilde veriyorlar. Problem teşkil etmez. Önemli olan mahkemenin ismi, adresi, kişi bilerek kararı vermesi' dedi. Güven üzerine kurulu bir ilişki olsa böyle bir uygulama olmayacağına dikkat çeken Kardaş, 'Güven zaafiyeti var ki, savcı bunu gizliyor. Bu kurumlar arası güvensizliği gösterir' diye konuştu.
İddialarında hala ısrarlı
İddialarında ısrarlı olan CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Savcı Kuş'un bir gün önce basına dağıttığı belgeler üzerinden haklılığını kanıtlamaya çalıştı. Kılıçdaroğlu, basın toplantısında Adalet Bakanlığı'nı görevini yapmaya çağırdı.
Kaynak: http://yenisafak.com.tr/Gundem/?i=231176

8 GÖZALTI!

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ı takip ettiği öne sürülen iki subayın Seferberlik Tetkik Kurulu binasındaki ofislerinde gece yarısı yapılan aramanın ardından bu sabah Genelkurmay Başkanlığı'ndan bir açıklama yapıldı. Açıklamada, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a yönelik suikast iddiaları ile ilgili olarak 8 personelin gözaltına alındığı bildirildi.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/13313113.asp?gid=229

İNFORMEL DEMOKRAT, CUNTA MÜZESİ OLUŞTURMAK İÇİN KOLLEKTİF SATIN ALMADA 50 YTL TAAHHÜT EDER!


UYGUNDUR...

Kenan Evren'in evini darbe müzesi yapalım
MEHMET KAMIŞ26/12/2009 Dün bazı gazetelerde Kenan Evren'in evinin bir türlü satılamadığı yazıyordu. Evin satılmaması üzerine Milliyet Gazetesi'nin Cadde ekinde yazan Mehveş Evin, bir öneri getiriyor.
Diyor ki: "Biri 450 bin Euro'yu bastırıp satın alsın ve 1980 darbesine adanan bir müzeye dönüştürsün."
Gerçekten de muhteşem bir öneri bu. Bu kadar param olsa hiç tereddüt etmeden alırdım Kenan Evren'in evini. Mehveş Evin'in önerdiği gibi bir darbe müzesine dönüştürürdüm ama müzede sergilenecek şeyleri, sadece darbeden sonra yapılan işkenceler, sorgulamalar, fişlemeler ve yasaklanan yayınlarla sınırlı tutmazdım.
Bilmem 12 Eylül'ü sergilemeye nereden başlamak lazım? Belki 1 Mayıs 1977 Taksim'den başlanabilir. Daha öncesi de var ama en sansasyoneli olduğu için hadi 1 Mayıs'ı başlangıç olarak alalım. Hani şu 37 kişinin öldüğü ve kalabalığın üzerine kimin tarafından ateş edildiği hiçbir zaman belli olmayan Taksim olayları mutlaka o müzede yer almalı. Dün yıldönümü olan Maraş olaylarının dehşet fotoğrafları da o müzenin duvarlarında sergilenmeli kesinlikle... Maraş olayları demişken Çorum olaylarının ve Hamit Fendoğlu ile torunlarının şehit edilmesinden sonra sahneye konulan Malatya olaylarının fotoğraflarının da mutlaka burada gösterilmesi lazım. Cahit Tütengil'in kırık gözlüğünün, Abdi İpekçi'nin öldüğü gün taktığı kravatın, Kemal Türker'in kanlı gömleğinin, Gün Sazak'ın yanındaki kaleminin o müzede mutlaka gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Darbeden sonra yaşı büyütülerek idam edilen Eren'in gerçek nüfus cüzdanının müzede en büyük ilgiyi göreceğinden şüphem yok. Hâkimin şerhine rağmen idam edilen solcu Necdet Adalı ve ona denge olsun diye aynı gün aynı yerde idam edilen ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu'nun hayatına son veren ipler de o müzede en görünür yerde olmalı. Aynı şekilde Necdet'in annesinin saçlarına düşen yıldızlar da bu müzenin çok önemli bir yerini işgal etmeli. İşkence aletlerini, işkenceden ölenlerin ölüm raporlarını ve sakatlık raporlarını sergilemek zaten herkesin ilk aklına gelecek adımlardır.
Bence 12 Eylül bunlarla bitmez. 27 Mayıs darbesi ile 12 Eylül darbesinin spastik çocuğu 28 Şubat post-modern darbesine de bu müzede yer vermek lazım. En çok o dönemin yalan yazan gazetelerinin sergilenmesi gerekiyor. Sonra da andıçlar, müzenin en çok yer tutacak malzemeleri arasındadır. Yalanlar, iftiralar, senaryolar, 'mış gibi' yapmalar da bu dönemden müzeye alınacak belgeler olacak. Ayrıca portrelere yer vermek gerekir bu kısımda... Kifayetsiz muhterisler albümüne geniş geniş yer ayırmak lazım. Aslında 90'lı yıllar için ayrıca bir müze açmakta büyük yarar var ama şimdilik burayla yetinelim.
12 Eylül'e, 28 Şubat'a müzede yer bulunur da son dönemdeki darbe girişimlerine bulunabilir mi bilmiyorum... Ergenekon sanıklarının yaptıklarını sergilemek için yer bulmak bir hayli zor olacak. Poyrazköy ve Zir Vadisi silahlarına nasıl yer bulunacak bilmiyorum. Kirli planın ıslak imzalı belgesini, Kafes Eylem Planı'nı, Aktütün ve Dağlıca baskınlarının canlı yayın görüntülerini bu müzede sergilemekte yarar var tabii. Son olarak Bülent Arınç'ın evinin krokisi bu bölümde mutlaka olmalı. m.kamis@zaman.com.tr

Friday, December 25, 2009

İNFORMEL DEMOKRAT

AÇIKARA DÜNYA DEKATLON ŞAMPİYONU!

"TÜRKİYE 30 YILLIK SİYASİ TARİHİYLE HESAPLAŞIYOR"

26/12/2009 İki subayın Bülent Arınç'ın lojmanı yakınlarında şüpheli bir şekilde yakalanması benzer olayların daha önce de yaşandığını ortaya çıkardı.
Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu, Bülent Arınç'ın suikast iddiasıyla takip edilmesi gibi olaylarla 28 Şubat döneminde de karşılaştıklarını söyledi.
Gündeme bile gelmedi
Orakoğlu, Erhan Başyurt'un Bugün TV'deki Perde Arkası programında çarpıcı açıklamalar yaptı. Türkiye'nin 30 yıllık siyasi tarihiyle hesaplaştığı bir dönemde bu tarz bir takibin başka anlamlar taşıdığını ifade eden Orakoğlu; "Biz bu tür olaylarla 28 Şubat sürecinde de karşılaştık. Ben o zaman Emniyet İstihbarat Daire Başkanıydım. O dönemde İç İşleri Bakanı Meral Akşener'i takip eden bir ekip vardı. Biz o zaman onları enterne etmiştik almıştık. Bu, medyada gündeme bile gelmemişti. O dönemde Meral Akşener takibi gibi çok sayıda faaliyet deşifre edilmişti" ifadelerini kullandı.
BUGÜN
http://www.zaman.com.tr/yazdir.do?haberno=932372&title=bbakan-ve-milletvekillerini-dinlemek-28-subat-hastaligiymisb

NEO-İTTİHATÇILARDAN HABERLER (GANDİ KEMAL)

Gandi Kemal’den sızma belgeyle yargıya kumpas -
CHP’li Kılıçdaroğlu’nun “şüphelinin ismi, adresi gibi bilgileri olmadan mahkeme arama kararı vermiş” dediği belgenin orjinalinde bu bilgilerin hepsinin olduğu ortaya çıktı
ONUR SAĞSÖZ ERZURUM
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, önceki gün Meclis’te özel yetkili Erzurum 2. Ağır Ceza’nın ‘üzerinde şüphelinin ismi, adresi, arama yapılacak yerlerle ilgili hiçbir bilgi olmayan’ arama kararları verdiğini iddia edip, ‘işte kanıtı’ diye medyaya karar metninin örneği dediği kağıtları dağıttı. Ancak belgenin orjinalinde ‘tüm isim ve adreslerin’ yer aldığı, Kılıçdaroğlu’nun elindeki belgenin ise Erzurum Başsavcılığı’nın ‘isim ve adresleri kapatarak’, nezaketen Merkez Komutanlığı’na gönderdiği belge olduğu ortaya çıktı.
MECLİS KÜRSÜSÜ’NDEN ESİP GÜRLEDİ
CHP’li Kılıçdaroğlu, Meclis’teki basın toplantısında “Bu karar hamiline yazılmış çek gibi. Boş bırakılan yer istendiği gibi doldurulup, hangi ev, ya da kişi aranmak isteniyorsa, bu olanaklı olacaktır” iddiasında bulundu. “Erzurum 2’nci Ağır Ceza’da görev yapan bu sayın yargıç, gerçekten açığa imza atmış mıdır? Bu karar kimler için uygulanmıştır?” gibi soruları sıralayan Kılıçdaroğlu, “Adalet Bakanı ve Başbakan’dan açıklama bekliyoruz. HSYK üyelerini göreve davet ediyoruz” dedi.
NEZAKETEN BİLGİLENDİRME BELGESİ
Kılıçdaroğlu’nun ‘hamiline yazılmış çek gibi” dediği karar metni “Dursun Çiçek imzalı ‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nı uygulamaya soktukları” iddiasıyla Erzincan MİT Müdürü ile 2 MİT çalışanı, Erzincan İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürü ve müdür yardımcısının’ tutuklanmadan önce verilen arama kararı olduğu ortaya çıkmıştı. Kılıçdaroğlu’nu yalanlayan Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, Kılıçdaroğlu’ndaki belgenin kendileri tarafından “ilgili kurumun nezaketen bilgilendirilmesi” amacıyla Erzincan Merkez Komutanlığı’na önceden gönderilen belge olduğunu” açıkladı.
SORUŞTURMANIN GİZLİLİĞİ İÇİN
Başsavcılık, “Kararda aranılacak şüphelilerin isim ve adresleri açıkça yazılmıştır. Bu kararda boş bırakıldığı belirtilen isim ve adreslerin, konunun hassasiyetine ve gizliliğine binaen delil karartma durumunun önüne geçilmesi açısından isim ve adreslerin üzeri kapatılarak Cumhuriyet Başsavcılığımazca (CMK’nun 250.maddesi ile görevli) 18.11.2009 günü 11.34’te; kurumlar arası çatışmaya sebebiyet vermemek ve ilgili makamın nezaketen bilgilendirilmesine yönelik olarak Erzincan Merkez Komutanlığı’na faks çekilmiştir. Ardından savcılar Erzincan’a gitmişlerdir” dedi.
OLAY YERİNE ASKERİ SAVCI İLE GİDİLDİ
Savcıların, arama kararının aslını ilgili yetkililer ve şüphelilere gösterdiği belirtilen açıklamada “Bilahare mahkeme kararının icrası yine Cumhuriyet savcılarının (CMK250 maddesi ile yetkili ve görevli) katılımı ile Merkez Komutanlığı görevlileri ve Erzincan 3. Ordu Komutanlığı Askeri Savcı ile birlikte yerine getirilmiştir” denildi.
Hala ‘benim dediğim’ diyor!
Garnizondan sızdırılmış, daksilli belge ile yargıya operasyon yaparken suçüstü yakalanan CHP’li Kılıçdaroğlu, dün günboyunca telefonlara çıkmazken, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada “Başsavcılığın açıklaması gerçekleri yansıtmıyor. Yarın TBMM’de, saat 11.30’da yapacağım basın toplantısıyla gerçekleri anlatacağım’’ dedi.
Sadece Garnizonda bulunan o belge CHP’ye nasıl sızdı
Savcılığın yasal mecburiyeti olmadığı halde, kurumlar arası gerilim çıkmasın diye nezaketen önceden yaptığı bu bilgilendirme faksının CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu’nun eline geçmesi “sızdırma” tartışmaları başlattı. Garnizon’da olan bu belgenin Kılıçdaroğlu’na sızdırıldığı ortaya çıktı.
Bülent Arınç’a süikast iddiaları çerçevesinde Genelkurmay’ın yaptığı açıklama sonrası CHP’liler, takip edildiği iddia edilen subayın Arınç’a bilgi sızdırdığını iddia etmişlerdi. Ancak sızdırmanın CHP’ye yapıldığı ortaya çıktı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu sızdırmayı ve tahrif edilmiş belge ile gündeme getirdiği iddiaları nasıl açıklayacağı da merak konusu oldu.
Hamili manşetler çöktü
Kemal Kılıçdaroğlu’nun tahrif edilmiş sahte belge ile yargıya düzenlediği operasyon, bazı gazeteler ve televizyonlar tarafından manşetlere çekildi. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına manşetini ayıran Hürriyet gazetesi, “Hamili Karar” başlığını attı. Ergenekon’da ‘polis ve savcı belge sızdırıyor” yaygarası koparan Ergenekon soruşturması muhalifi medyanın, Garnizon’dan sızdırılan belgeyle yargıya operasyonu bugün sayfalarında nasıl göreceği merak konusu.

URL: http://www.stargazete.com/politika/gandi-kemal-den-sizma-belgeyle-yargiya-kumpas-234030.htm Tarih: 25 Aralık 2009 Cuma, 00:30

Thursday, December 24, 2009

Noel Mesajı

http://www.isparta.gov.tr/img/kultur/k14_18_bronz_hac.jpg
Sayın Cumhurbaşkanımızın Noel mesajı aşağıda sunulmaktadır:
"Hıristiyan vatandaşlarımız ve tüm Hıristiyan alemi bugünden itibaren Noel Bayramlarını idrak edeceklerdir. Bu vesileyle, Hıristiyanlığın tüm geleneklerinden vatandaşlarımızın Noel Bayramlarını en samimi duygularımla kutluyor, mutluluk, huzur, esenlik ve başarı temennilerimi ifade ediyorum. Camilerin, kiliselerin ve havraların yan yana varlıklarını ahenk içinde sürdürdükleri, birçok inanışa evsahipliği yapan Anadolu toprakları, asırlar boyunca farklı kültür ve dini inançlara sahip insanları dostluk, kardeşlik, içten sevgi ve birlik hisleri etrafında kaynaştırmıştır. Tüm vatandaşlarımız, tarihin en güç dönemlerinde dahi barış, hoşgörü, karşılıklı saygı ve anlayış gibi ilke ve değerleri daima yücelten milletimizin eşit ve şerefli fertleridir. Millet hayatının her türlü tecellisinde, hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ortak olmuşlardır. Bu düşüncelerle, Noel Bayramının temsil ettiği sevinç ve kardeşliği Hıristiyanlığın tüm geleneklerine mensup vatandaşlarımızla paylaşıyor, mutluluk, huzur, esenlik ve başarı temennilerimi yineliyorum."

SOKAKTAN ÇIKILMAZ SANDIKTAN ÇIKILIR!



Osman Pamukoğlu'nun lideri olduğu HEPAR'lı gençler Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun otomobilinin önünü kesti. Polisin müdahale ettiği gençlerden 20'si gözaltına alındı
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=970970&Date=24.12.2009&CategoryID=77

BARANSU SERBEST...


Şamil Tayyar'a 1 yıl 8 ay hapis cezası

http://www.patronlardunyasi.com/images/news/13478.jpg
http://samanyoluhaber.com/h_337337_samil-tayyar,-samanyolu-habere-konustu.html?ref=f5haber.com
http://www.habercem.com.tr/haberdetay.asp?tarih=&Newsid=88046&Categoryid=1&ref=f5haber.com

Wednesday, December 23, 2009

KELAYNAK DİYOR Kİ: TANRI DOĞAMIZA MUKAYYED OLSUN!



FOTOĞRAF: KARGALAR
http://www.hayvanlar.org/files/image/karga-10.jpg

BEN SIKILDIM PAŞA SIKILMADI

Tarihini hatırlamıyorum ama Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ bu sözü ilk kullandığında her açıdan, hukuken, mantıken yanlış bir ifade olduğunu bendeniz defalarca yazdım, söyledim.
Ben böyle saçma sapan şeyleri yazmaktan sıkıldım ama anlaşılan Genelkurmay Başkanımız Sayın İlker Başbuğ bu anlamsız, bir orgenerale asla yakışmayacak, hiçbir çağdaş ülkede bir askerin akademisyenlere, siyasetçilere, gazetecilere söyle(ye)meyeceği şeyleri söylemekten sıkılmadı.
Sayın Başbuğ'un Trabzon'da bir firkateyn güvertesinden, üzerinde manevra ya da savaş kıyafetleriyle akademisyenlere, siyasetçilere, gazetecilere çıkardığı "doğru yerde durma" çağrısını kastediyorum.
Neresinden bakarsanız bakın anlamsız, tutarsız bir ifade.
Neden anlamsız, tutarsız olduğunu, TSK'nın en rütbeli subayına hiç yakışmadığını adım adım açmaya gayret edeceğim.
1- Bir Genelkurmay Başkanı vatandaşı doğru yolda durmaya davet edemez; zira....
2- Hukuk devletlerinde yasallık çerçevesi dahilinde doğru ya da yanlış yer yoktur.
3- Anayasal, yasal sınırlar içinde kalındığı sürece kimsenin, hele bir Genelkurmay Başkanı'nın bir yasal (suç oluşturmayan) posizyonun diğer bir yasal (suç oluşturmayan) pozisyondan daha doğru ya da yanlış olduğunu söylemeye hakkı yoktur.
4- Bir siyasal pozisyon anayasal, yasal sınırlar dahilinde değil ise, bu konu da sadece yargının işidir.
5- Anayasal, yasal temeli olmayan bir pozisyona sahip bir kişi ya da kurumu da Genelkurmay Başkanı'nın doğru yola davet etmesi zaten hiç ama hiç işi değildir.
6- Kişi ya da kurumların aldığı, alacağı siyasal pozisyonlar hukuken ikiye ayrılır: legal pozisyonlar, legal olmayan
pozisyonlar.
7- Legal olmayan pozisyonlar (şiddet kullanımı ya da çağrısı) Genelkurmay Başkanlarının değil savcıların, yargıçların işidir.
8- Legalite dahilinde ise kişi ya da kurumların alabileceği sonsuz pozisyon alternatifi vardır.
9- Bu legal pozisyonlardan hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğu konusunda karar mercii asla ve asla Genelkurmay Başkanları değildirler.
10- İki legal siyasal pozisyon arasından hangisinin daha doğru olduğunun bir Genelkurmay Başkanı tarafından ima edilmesi bile çok ayıptır.
11- Demokratik hukuk devletlerinde Genelkurmay Başkanları kendilerini yargı erki yerine koyamazlar.
12- Legal pozisyonlardan hangisinin bir kişi ya da kurum tarafından tercih edileceği ise tümüyle özgür demokratik sürecin işidir.
13- Legal pozisyon demek evrensel ölçütlerle suç oluşturmayan pozisyon alış demektir.
14- Legalite yerel, ulusal ölçütlerle belirlenecek bir konu değildir.
15- Genelkurmay Başkanları'nın belirleyeceği konu ise hiç değildir.
16- Genelkurmay Başkanımız siyasetçilerin, akademisyenlerin, gazetecilerin nerede durduklarıyla ilgileneceğine kendine bağlı güçlerin mesela Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın doğru yerde durup durmadığıyla ilgilenmelidir.
17- Biz vatandaşlar vergilerimizle finanse edilen bir bürokratik kurum olan TSK'yı doğru yerde durmaya çağırabiliriz.
18- Genelkurmay Başkanı ise tersini yapamaz.
Saygılarımla.
http://www.stargazete.com/gazete/yazar/eser-karakas/ben-sikildim-pasa-sikilmadi-haber-233520.htm
http://www.hekimim.com/haberler/agiz-kokusunu-onleme.jpg

İŞTE MANTIK İŞTE NEO-İTTİHATÇILIK! (Ey Millet on buçuk çok bunlara)

" 'SEN TÜRK MÜSÜN?’ dedi."
“Senin soyadın Davutoğlu mu, Davutyan mı? Bilelim de. Davutyan’san sen Ermeni açılımı yapıyorsun”

"TABİİ HESABI DA..."

Ertuğrul ÖZKÖK
Sadece tarassut amaçlı mı
ÖNCEKİ gün Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ı aradım. Ankara’da evinin bulunduğu sokakta yakalanan iki kişi ile ilgili konuyu konuşmak istiyordum.
Ancak Bakanlar Kurulu’nda olduğu için konuşamadım.
Dün aradı, ben de aklımdaki soruları sorma fırsatını buldum.
Emniyet’ten kendisine verilen bilgileri bütün açıklığı ile anlattı.
Bunların bazıları dün Hürriyet de dahil olmak üzere bazı gazetelerde yer aldı.
Ancak bizzat Arınç’ın ağzından dinlemek de önemliydi.
ÜZERLERİNDE 2 RESMİ SİLAH
Merak ettiğim bazı soruları sordum.
O da kendisine verilen bilgileri aktardı.
Birinci sorum şuydu:
* Yakalanan kişiler gerçekten askeri şahıslar mıydı?
“Evet. Üzerinden Genelkurmay’a ait resmi kimlikler çıkmış. Biri Seferberlik bölümünden. Her ikisi de Özel Kuvvetler’e mensupmuş.”
* Üzerlerinde silah var mıymış?
“Evet üzerlerinden silah çıkmış. Ancak silahları üzerlerine kayıtlı resmi silahlar.”
* Bu durum en azından o an için bir suikast hazırlığı olmadığı şeklinde yorumlanabilir mi?
“Anlaşıldığı kadarı ile bir süredir bu işi yapıyorlarmış. Ümit ederim sadece tarassut (gözetleme) amaçlı bir şeydir. İnşallah daha ötesi değildir.”
PET ŞİŞENİN KAPAĞINI AÇIP
* Ergenekon davası bütün hızıyla devam ederken, askerler böyle çılgınca bir şeyi neden yapmış olabilirler? Aklıma şöyle bir şey geldi. Acaba bu yolla gözdağı mı verilmek isteniyor?
“Gözdağı vermek için böyle bir şey yapmaya ihtiyaçları var mı?”
* Arabalar Genelkurmay’a mı ait?
“Biri Genelkurmay’a ait. Öteki bir araba kiralama şirketinden kiralanmış.”
* Bu konuda en anlamadığım şey subaylardan birinin elindeki kâğıdı yutmaya çalışması. Bu olay gerçekten nedir?
“Emniyet’te subaylardan biri bir şişe su istemiş. Pet şişenin kapağını açmış, sonra elini cebine sokup bir kâğıt çıkarmış. Emniyet yetkilileri bunu görünce atlayıp kâğıdı ağzından çıkarmış. Üzerinde evimin bulunduğu yerin adresi yazılıymış.”
4-5 SAAT SONRA ARAMA YAPILMIŞ
* Merak ettiğim bir konu da şuydu. Bu kadar büyük şüpheyle yakalanan iki kişi neden askeri yetkililere hemen teslim edilmiş?
“Bana verilen bilgiye göre, Merkez Komutanlığı’ndan gelen bir yetkili ikisini teslim alıp götürmüş.”
* Ya evlerindeki arama? Orada bir şey bulunmuş mu?
“Evlerinde ancak 4-5 saat sonra arama yapılabilmiş. Bilgisayarları ve başka bazı eşyaları alınmış. Bunlar inceleniyormuş. Tabii ne bulunabilirse.”
Başbakan Yardımcısı Arınç’la yaptığım kısa sohbet bu kadardı.
Perşembe günü bu konuda bir açıklama yapacakmış.
Doğrusu bu olayı aklım havsalam almıyor.
Ülkenin başbakan yardımcısına yönelik böyle bir izleme ancak çılgınlık olabilir.
GENELKURMAY YİNE AYNI HATAYI YAPTI
Genelkurmay Başkanlığı bana göre yine aynı hatayı yapıyor.
Olayın ortaya çıkmasından bu yana 3 gün geçti ama hâlâ en küçük açıklama yok.
Herkes gibi ben de şu soruların cevabını merak ediyorum.
* Bu iki subay ne amaçla orada bulunmaktaydılar?
* Komutanlığın bilgisi dahilinde mi böyle bir şey yapıyorlardı?
* Bir sokağın numarasını ve adını akıllarında tutamayıp kâğıda yazacak kadar becerisi olmayan insanlar, resmi istihbarat görevi yapabilir mi?
* Ergenekon davasının başından beri yaşananlardan sonra hâlâ böyle şeyler yapma cüretini nereden bulmaktadırlar?
Bu soruların hepsinin cevabı kamuoyunu ikna edici şekilde verilmelidir.
Tabii hesabı da...



23 Aralık 2009

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13281037_p.asp

Tuesday, December 22, 2009

ŞU ÖLÜMLÜ DÜNYADA YADİGARI ÜZMEYİN...

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=223210&interstitial=true&ref=f5haber.com
http://www.marmarahaber.net/upload/Image/2009/nisan/14/rahsan_ecevit_boy.jpg
Rahşan Abla'ya not: Kültürümüzde, kedi de güvercin kadar sempatiktir. Hacı Bektaş Velimiz güvecin donundaydı tamam. Ama Peygamber Efendimiz de o sempatik canlının sırtını sıvazlamıştır!

"DERİN" ZORDA GOŞİSTLER GÖREVDE!

Gündem
Son Dakika - 20:09
Maltepe'de 6 kişi molotofkokteylleriyle yakalandı
Maltepe'de düzenlenen operasyonda 6 kişi molotofkokteylleriyle yakalandı.
Yasa dışı sol bir örgütün eylem hazırlığı içerisinde olduğu bilgisini alan Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Gülsuyu'nda belirlenen adrese operasyon düzenledi.
Operasyonda 6 kişi gözaltına alınırken, bu kişilerle molotofkokteylleri, molotofkokteyli yapımında kullanılan malzemeler ve örgütsel dokümanlar ele geçirildi.
Gözaltına alınan 6 şüpheli, sorgulanmak üzere Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne götürüldü.
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=930803&title=maltepede-6-kisi-molotofkokteylleriyle-yakalandi

HAPPY HOLIDAYS FROM THE INFORMAL DEMOCRAT!

http://www.yeniresim.com/data/media/37/www.yeniresim.com_-_Yeniyl_-_Ylba_Resimleri_-_Noel_Kedi.jpg
http://www.newkon.net/wp-content/2009/10/410000000004600461.jpg

NEO-İTTİHATÇILARA ŞOK UYARI!

Savcıdan CHP’li gözlemcilere şok
İkinci Ergenekon davasının 25. duruşmasında Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, duruşma başlarken, bazı şahısların avukatlara ayrılan bölümlere oturduğunu belirterek, kim olduklarını söylemelerini istedi.
Bunun üzerine CHP Milletvekili Şahin Mengü, partileri adına duruşmaya gözlemci olarak katıldıklarını söyledi. Mengü ile CHP’li vekiller A. Rıza Öztürk, M. Ecder Özdemir ve Bülent Baratalı ayağa kalkarak kendilerini tanıttı.
BİR MİLLETVEKİLİ SANIK AVUKATI
Savcı Pekgüzel, vekillerin, izleyici sıralarında yer olmasına rağmen avukat bölümünde oturduklarına işaret ederek “Bağdaşmayan İşler Hakkındaki Kanun’a göre TBMM üyeleri taraf olamazlar. Duruşmaya gözlemci olarak gelen bir milletvekili ‘sanık-avukat ilişkisi’ içinde. Söz konusu kanuna aykırı davranılması halinde milletvekillerinin vekilliklerinin de düşürülmesine hükmedilebileceğini’’ dedi.
KOMUTANLARIN İFADELERİNİ İSTEDİ
Cumhuriyet Savcısı Pekgüzel, davanın duruşma tutanaklarının TBMM’ye gönderilmesini istedi. Savcı Pekgüzel bu sözleriyle CHP’li Şahin Mengü’nün ortak olduğu avukatlık bürosu birçok Ergenekon sanığına avukatlık yapmasına gönderme yaptı. Tutuklu sanık Cihan Arık, Melih Yüksel ve Süleyman Solmaz’ın tahliyelerini de talep eden Pekgüzel, eski kuvvet komutanları Aytaç Yalman, İbrahim Fırtına ve Özden Örnek’in Ergenekon kapsamında verdikleri ifadelerin de savcılıktan istenmesini talep etti.

URL: http://www.stargazete.com/politika/savcidan-chp-li-gozlemcilere-sok-233372.htm Tarih: 22 Aralık 2009 Salı, 00:30

Saturday, December 19, 2009


NEO-İTTİHATÇILAR İYİCE GERİLDİ! (anketler on buçuğu gösteriyor!)

CHP’li Anadol kontrolden çıktı!
19 Aralık 2009 Cumartesi, 00:30
TBMM’de önceki gün milletvekilleri arasında yine sinirler gerildi, karşılıklı hakaretler ve suçlamalar yapıldı. CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol’un ‘Bu Meclis’te şerefsizler var’ sözü ise tartışmaları alevlendirdi. O konuşma tutanaklara şöyle yansıdı:
K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Peki, şerefsizler var bu Mecliste! Gocunan gocunsun!
FAHRETTİN POYRAZ (Bilecik) - Kimse söyle, kimse söyle. • ANKARA star
http://www.stargazete.com/politika/chp-li-anadol-kontrolden-cikti-haber-232793.htm

ENGİN AĞABEY'E ARZ...


Thursday, December 17, 2009

İNFORMEL DEMOKRAT KOORDİNATLARINI VERİYOR!




Enlem : 41.01
Boylam: 27.56

Dolapdere'de gözaltılar artıyor
Beyoğlu Dolapdere'de terör örgütü yanlısı gösterilerde bazı iş yerlerinin zarar görmesi ile başlayan gösterilerde yeni gözaltılar var.
Beyoğlu Dolapdere'de terör örgütü yanlısı gösterilerde bazı iş yerlerinin zarar görmesi ile başlayan çatışmalar nedeniyle gözaltına alınan şüpheli sayısının 4 olduğu belirtildi. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde sorgulanan zanlıların, olayların meydana geldiği Dolapdere bölgesinde oturdukları tespit edildi. T.G., S.Z., ve S.Ü., isimli şüphelilerin haricinde R.G isimli bir kişinin daha gözaltında olduğu ve bu kişi ile birlikte ele geçirilen silah ile olay yerinde bulunan boş kovanın örtüştüğü kaydedildi.
http://www.bugun.com.tr/haber-detay/87124-dolapdere-de-gozaltilar-artiyor-haberi-ref-f5haber.com.aspx

Ek not: Tutuksuz YARGILANMAK üzere serbest kaldılar.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/13242971.asp?gid=229

YASADIŞI EYLEM NEDENİYLE 19 KİŞİ TUTUKLANDI!

Kapatılan Demokratik Toplum Partisi milletvekillerinin Diyarbakır'da yaptığı açıklamalarının ardından çıkan olaylarda gözaltına alınan 25 kişiden 19'u tutuklandı. Edinilen bilgiye göre, kapatılan DTP milletvekillerinin Diyarbakır'da gerçekleştirdiği açıklamanın ardından çıkan olaylarda gözaltına alınan 25 kişi, Emniyet Müdürlüğündeki sorgularının ardından adliyeye sevk edildi.
Savcılıkta ifade veren zanlılardan 11'i çocuk 19 kişi çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece tutuklandı. 6 kişi ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Kapatılan DTP'nin eski Genel Başkanı Ahmet Türk ve beraberindeki milletvekilleri 14 Aralık 2009'da Diyarbakır'da eski DTP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde partililere hitap etmişti. Açıklamanın ardından çıkan olaylarda 25 kişi gözaltına alınmıştı.
http://www.bugun.com.tr/haber-detay/87121-dbakir-gosterisinde-19-tutuklama-gundem-haberi.aspx

Atalay: Açılım sürecini ısrarla sürdüreceğiz

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=928558&title=atalay-acilim-surecini-israrla-surdurecegiz

foto:http://www.internethaber.com/galeri/images/gallery/885/16.jpg

"YOK BÖYLE BİR USÛL!" DEMİŞTİM!...

Göstericilerin üzerine ateş açan esnaf tutuklandı
17 Aralık 2009 Perşembe, 08:56 GÜNCEL
Muş'un Bulanık ilçesinde çıkan olaylarda göstericilerin üzerine ateş açan T.B. isimli şahıs tutuklandı.
Bulanık ilçesinde 2 kişinin ölümü ile sonuçlanan olaylarda, göstericilerin üzerine ateş açan T.B., gece yarısı Muş Adliyesi'ne getirildi. Geniş güvenlik önlemleri altında nöbetçi mahkemeye sevk edilen T.B., tutuklanarak Muş M Tipi Kapalı Cezaevi'ne gönderildi.

Wednesday, December 16, 2009









NEO-İTTİHATÇI CEPHEDE VUKUAT VAR!

Kurban Bayramı arefesinde Ankara ORAN'da sabah yürüyüşü yaparken köpekler tarafından saldırıya uğrayan CHP İstanbul Milletvekili Bayram Meral, kendisi hakkında ''Sürüden ayrılanı köpekler ısırmış'' diyen CHP'li Belediye Meclis üyesi Atanur Göncü'yü yumrukladı.
Akşam Gazetesi'nden Rezzak Oral'ın haberine göre, CHP İstanbul Milletvekili Bayram Meral, bütçe görüşmelerine katılmak üzere Meclis'e geldi. Meral, TV'de 'Eskiden Bayram Bey bizimle yürürdü, sonra bizden koptu. Sürüden ayrılanı kurt kapar, Bayram Bey'i de köpekler ısırmış' yorumunu yapan Baykal'ın yürüyüş arkadaşı Çankaya Belediye Meclis Üyesi Atanur Göncü ile karşılaştı. Göncü'nün imalı bir şekilde gülmeye başlamasıyla ortalık gerildi. Meral, Göncü'ye 'Neden böyle bir konuşma yaptın?' diye sorunca Göncü, 'Bayram Bey ben şaka yaptım' yanıtını verdi ve sözlerini tekrarladı. Göncü'nün aynı sözleri tekrarlaması üzerine, çok öfkelenen Meral ani bir hareketle Göncü'nün suratına yumruğu indiriverdi. Çevredekiler ne olduğunu anlayamadan Meral'in yumruklarına devam etmesi güçlükle önlenebildi. Göncü kulisten yara almadan uzaklaştırıldı.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/13215375.asp?gid=229

Tuesday, December 15, 2009

ENVERCİ KAFAYA KARŞI TEK BİLEK TEK YÜREK!

Yargıdan silah çekmeye adam öldürmeye izin! - Ergun BABAHAN
Türkiye kritik bir süreçten geçiyor.
Kanlı çatışma ortamından beslenen, AK Parti’yi iktidardan uzaklaştırmak isteyen kesimler, umutlarını kardeş kavgasına bağladı.
PKK, Bingöl’de 33 erin öldürülmesi olayında olduğu gibi, derin devletle işbirliği içinde barış sürecinin provokasyonunda başrolü oynuyor.
Kimse o askerlerin tam da yine bir açılım döneminde korumasız, silahsız bir biçimde, tüm ihbarlara rağmen otobüsle yola çıkarıldığını anlatmıyor bize.
Dağlıca’yı anlatmadıkları gibi.
Toprak altından çıkan silahları açıklamadıkları gibi.
Mardin’de dün ele geçen saldırganın amacı sadece masum insanları öldürmek değil, Türkiye’yi ciddi bir çatışmaya sürüklemek.
Panik olmak gerekir mi?
Hayır!
Ama uyanık olmak, bu eylemlerin amacını doğru okumak gerekir.
Ancak devletin tüm kurumlarının bu süreçte uyanık olması gerekir.
Yargıya baktığımızda bu süreci desteklemekten çok köstek olma çabası içinde olduğunu görüyoruz.
Öncelikle kabul etmek gerekir ki, hukuk Türkiye’nin Doğusu ile Batısı’nda eşit olarak uygulanmıyor.
Diyarbakır’da taş atan bir çocuksanız, yaşınız ne olursa olsun terör örgütü üyesi olmak iddiasıyla ağır hapis cezasıyla karşı karşıya kalır, yıllarınızı demir parmaklar arkasında geçirebilirsiniz.
Ama İstanbul’da göstericilere silah çekip fotoğrafınız gazetelere basılırsa bile, mahkeme tarafından serbest bırakılırsınız.
Mahkeme sizi serbest bırakınca, Muş’ta bir dükkan sahibi “Cana geleceğine cama gelsin” demez, çocuklara ateş açar ve iki çocuğu öldürür.
Hukukta bir tutarlılık varsa, şimdi o dükkan sahibinin de serbest kalması gerekir.
Çünkü bizim hukukumuz, hala et nik temele ve sınıfsal duruma önem veriyor.
Sadece hukuk sistemimiz değil, yargı anlayışımız da öyle.
Üstelik İstanbul’da silah çeken kişi, eline para tutuşturulmuş bir işssizse, bunun tesadüfi bir eylem değil de, planlı programlı bir provokasyon olduğu daha iyi anlaşılır.
Sadece silah çeken değil, taş atan açısından da.
Türkiye üzerine yine oyun oynanıyor.
Bu kez Aleviler, solcular, sağcılar yerine Kürtler öldürülüyor, gariban Anadolu çocukları kurban seçiliyor.
Şundan emin olun, yeraltına silah gömenler kimse, bu oyunu oynayanlar da onlar.
Oyunu çocuklarınızın bedeni üzerinden oynuyorlar.
Sarıkamış’ta 90 bin Mehmetçiği donarak ölüme götüren Enver Paşa ile aralarında bir fark yok.
Onlar, kutsal amaç için sadece bir rakam ve ‘’nasılsa ölecekler.’’
Onun için oyunu görmek, doğru tavır almak gerekiyor.
Burada Batı’nın aydın kesimine de önemli rol düşüyor.
Ortak tepki oluşturmak, tuzağa karşı koymak adına.
İktidarı sevebilir veya nefret edebilirsiniz.
Ama bu iktidarın akıbetini belirleyecek olanın provokasyon değil de, seçim sandığı olduğunu inanıyorsanız, demokrasi dışı bu eylemlere tepki koymanız gerekir.
12 Eylül’de komünizm, 28 Şubat’ta irtica korkusuyla demokrasinin askıya alınmasına izin verdiniz, şimdi de bölücülük nedeniyle aynı oyuna izin verirseniz, ne inandırıcılığınız, ne de itibarınız kalır.
Solcusu liberali, Sunnisi Alevisi, Türk’ü, Kürt’ü ile demokrasiye sahip çıkma günüdür.
Her sınıftan, etnik kökenden demokratlar, silahlı güçlere dik durun, sesinizi yükseltin.
Sessiz kalırsanız bedeli tüm Türkiye ödeyecek.
URL: http://www.stargazete.com/gazete/yazar/yargidan-silah-cekmeye-adam-oldurmeye-izin-232060.htm Tarih: 16 Aralık 2009 Çarşamba, 01:00

FİTNEYE KARŞI ETKİN ÖNLEMLER SÜRÜYOR!


Bitlis ve Bingöl'den helikopterler ile taşınan polisler Bulanık'taki güvenliği sağlamada görev aldı. Olaylar sırasında hayatını kaybeden ikinci kişinin yarın yapılacak cenaze töreni sırasında oluşabilecek muhtemel olayları önlemek için daha fazla polise ihtiyaç duyulması üzerine İstanbul'dan 150 kişilik takviye çevik kuvvet ekibi geldi. Uçak ile Muş Havaalanı'na inen polisler karayoluyla Bulanık'a hareket etti. Yarın sabah 07.00 uçağıyla da Ankara'dan 200 kişilik polisin geleceği bildirildi.

Monday, December 14, 2009

DENSİZLİĞE GEÇİT YOK!



Ataşehir'de bir inşaatın 5. katında yaklaşık 50 adet molotof kokteyli ele geçirildi. Olayla ilgili 1 kişi gözaltına alındı.

İNADINA DEMOKRASİ!

DERİN YERLERDE YAŞAR!
http://img382.imageshack.us/i/vampir3ty4.jpg/

NE DE OLSA OKUMUŞ ÇOCUKLAR!

"İbrahim Çeçen Üniversitesi Yerleşkesinde toplanan bir grup öğrenci, slogan attı.
Olay yerine gelen Emniyet Müdürlüğü ekipleri, gruba dağılmaları yönünde uyarıda bulundu. Öğrenciler, yaptıkları basın açıklamasının ardından olaysız şekilde dağıldı."

Not: Bu alıntı "densiz" çemişler için yapıldı!
http://www.stargazete.com/guncel/adana-ve-agri-da-izinsiz-gosteriler-haber-231761.htm

BAŞKACA KANIT YOKSA "ETKİN PİŞMANLIK" KAPSAMINDA SALIVERME İŞLEMİ YAPILSIN!

"Gözaltına alınan biri bayan iki kişi, eyleme katılmadıklarını söyleyerek, polise uzun süre direndi. Polis aracının ön sileceğine tutunan genç, gösterilerle bir ilgisi olmadığını anlatmak için uzun süre dil döktü. Polis, şüpheliyi güçlükle aracın içine alabildi. Gözaltındaki bayan da okuldan geldiğini belirterek ağladı. "
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=927313&title=dtpden-olayli-diyarbakir-cikarmasi

NOT EDİLDİ! BAKMAK YA DA GÖRMEK!

"DENSİZ"LERİ ENGELLEYEN VATANDAŞLARA ŞÜKRAN!
http://webtv.hurriyet.com.tr/category.aspx?cid=2&vid=2438&bid=1 (yine taş yağmuru-haberi)
İletişim Fakülteleri için örnek olay!

GÖZALTINDALAR!


"PLAN" VE UYGULAMA ÖZET! 8 TEMMUZ İNFORMEL DEMOKRAT TC HÜKUMETİ'NE TAM DESTEK VERİR!

PKK'nın yeni stratejisi karşı şiddet oluşturmak
14/12/2009 Terör örgütü sempatizanlarının Abdullah Öca-lan'ın İmralı'daki hücresini bahane ederek başlattığı sokak eylemleri, DTP'nin kapatılmasının ardından ivme kazandı.
Yaklaşık 200 kişilik grup, dün saat 13.00'te Beyoğlu'ndaki DTP binası önünde toplandı. Eski DTP İstanbul İl Eşbaşkanı Mustafa Avcı, burada yaptığı basın açıklamasında Anayasa Mahkemesi'nin kapatma kararının demokrasiyi sindirmek amacını taşıdığını öne sürdü. Avcı'nın açıklamalarının ardından yüzleri maskeli DTP'li bir grup, taş ve molotofkokteylleriyle çevreye saldırdı. Bunu gören sokak sakinleri, ellerine geçirdikleri balta, sopa ve döner bıçakları ile eylemcileri kovaladı. Vatandaşların arasına karışan kimliği belirsiz bazı kişiler ise göstericilere silah çekip ateş açtı. Gerginliğin düşmesinden yana olduklarını savunan DTP'li Avcı, kışkırtma girişimlerinin provokatörlerin işi olduğunu ileri sürdü.
Gelişmeleri değerlendiren terör uzmanları, PKK'nın yeni stratejisinin bu tür eylemler ile 'karşı şiddet' oluşturmak olduğunu söylüyor. PKK'nın sokakları tahrik etme stratejisinin olgunlaştığını ve uygulama safhasına geldiğine işaret eden uluslararası güvenlik uzmanı Doç. Dr. Sedat Laçiner, sokak çatışması riskinin olabilecek en yüksek seviyeye çıktığını vurguladı. Laçiner, "Benzer olayları geçmişte yaşadık. Bazen PKK'lı gördüğümüz kişi milliyetçi tarafta yer alabiliyor. Provokatif maksatlı silah kullanıyor." dedi.
Sokak çatışmalarını terör örgütünün yeni planı olarak yorumlayan Mahir Kaynak da, tahriklerin arkasındaki güçlerin iyi tespit edilmesi gerektiğini belirtti. Kaynak, vatandaşlara 'Devletin güvenlik güçleri var. Tahriklere kapılmayın' uyarısında bulundu.
İlk olarak PKK terör örgütü yandaşlarının Abdullah Öcalan'ın koğuşunun 6 metrekare küçüldüğü iddiasıyla başlattığı eylemlerle kamuoyu gerildi. Adalet Bakanlığı, konuyla ilgili yaptığı açıklamada iddiaları kesin bir dille yalanladı ve koğuşun sadece 17 santimetrekare küçüldüğünü fotoğraflarıyla açıkladı. Bu da terör örgütü yandaşlarını tatmin etmeye yetmedi. Günlerce sokaklarda terör estirildi. Bazı DTP'li milletvekillerinin tehdit kokan açıklamaları da kamuoyunu iyiden iyiye gerdi. Devlet kurumlarının yanı sıra milletin malına da zarar verildi, evler, dükkanlar taşlandı. Belediye otobüslerine molotofkokteylleri atıldı. 17 yaşındaki Serap söz konusu molotoflar yüzünden hayatını kaybetti. Ardından Diyarbakır'daki gösteride 23 yaşındaki Aydın Erdem nereden geldiği belli olmayan bir kurşunla öldü. Kürt-Türk çatışması çıkarmak isteyen karanlık güçler için bu da yeterli olmadı. Günler öncesinden başlatılan provokatif eylemler, Tokat'ta 7 Mehmetçiğin şehit edilmesiyle sürdü. PKK terör örgütü, saldırıyı 3 gün sonra üstlendi. Hain pusuya yönelik protesto eylemleri birbirini izledi. Olay, ülke genelinde lanetlendi. Ve nihayet Anayasa Mahkemesi, DTP'nin kapatma davasındaki kararını açıkladı. Yüksek Mahkeme, 11 Aralık'ta DTP'yi 'terörün odağında' olduğu gerekçesiyle kapattı. Bazı DTP'lilere siyaset yasağı getirilirken, Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk'ün de milletvekillikleri düşürüldü. Karar, bazı DTP'lileri sokaklara dökmeye yetti. Büyük şehirler başta olmak üzere PKK terör örgütü yandaşları sloganlar atarak sokaklarda yürümeye başladı.
Ve korkulan oldu. Dün İstanbul Beyoğlu'nda gerçekleştirilen gösterilerde silahlar konuştu. Terör örgütü sempatizanı yaklaşık 200 kişilik grup, saat 13.00 sularında Beyoğlu Kalyoncu Kulluk Caddesi üzerindeki DTP binası önünde toplandı. DTP İstanbul İl Eşbaşkanı Mustafa Avcı, bölücü örgüt lideri lehine atılan sloganlar eşliğinde basın açıklaması yaptı. Anayasa Mahkemesi'nin kararının demokrasiyi sindirmek amacını taşıdığını öne süren Avcı, Kürt halkı olarak demokrasiye olan inançlarının kaybolmadığını söyledi. Avcı'nın açıklamalarının ardından, grup içerisinde yer alan yüzleri maskeli kişiler, önce sokaktaki çöp konteynerlerini devirdi. Buradan Dolapdere yönüne ilerleyen eylemciler, taş ve molotofkokteylleriyle 'Kemalpaşalılar Kahvehanesi'nin camlarını indirdi, park halindeki otomobillere zarar verdi. Bunu gören sokak sakinleri, ellerine geçirdikleri balta, sopa, döner bıçakları ile eylemcilerin üzerine yürüdü. Eli silahlı 3 kişinin protestoculara ateş etmesi dikkat çekti. Açılan ateş sonucu bir gösterici ayağından yaralandı.
Mustafa Avcı, olayları kendilerinin çıkarmadığını öne sürdü. Basın açıklamasından sonra dağılan grubun minibüslere binmek için hareket ettiğini, bu sırada kimliği belirsiz kişilerin gruba taş ve sopalarla saldırdığını savunan Avcı, "Silahla ateş açılması sonucu bizim gruptan yaralananlar oldu." dedi. Avcı, tansiyonun düşmesinden yana olduğunu, provokatörlerin tarafları kışkırttığını belirtti. DTP'nin kapatılmasının ortamı germek isteyenlerin işine geldiğini sözlerine ekledi.
ŞEHİT BABASI: TAHRİKLERE KAPILMAYIN
İstanbul'daki eylemlerin tek adresi Beyoğlu değildi. Bahçelievler Zafer Mahallesi'nde de DTP'nin kapatılmasını bahane ederek yasa dışı eylem yapan grup, caddelere barikatlar kurup, otobüs duraklarının camlarını kırdı. Polis gruba müdahale etti. Bazı mahalle sakinleri de duruma tepki göstermek için sokağa döküldü. Bölücü terör örgütü yandaşlarının Bahçelievler'de korsan gösteri yapmasının ardından yaşları 15-25 arasında değişen yaklaşık 100 kişilik grup eylem yaptı. Türk bayraklarıyla birlikte slogan atan göstericiler, sopalarla sokak sokak gezerek örgüt yandaşı aradı. DTP binasına girmeye çalışan gruba Çevik Kuvvet engel oldu. Tokat'ın Reşadiye ilçesinde şehit olan Cengiz Sarıbaş'ın ailesini ziyaret eden grup, şehit babası Talip Sarıbaş'ın elini öptü. Sarıbaş, Türk ve Kürtlerin kardeş olduğunu vurgulayıp protestocu gençlerden itidalli davranmalarını istedi. Terör örgütü yandaşı bir grup da Okmeydanı'nda olay çıkardı. Akşam saatlerinde PKK lehine slogan atmaya başlayan grup, yola barikat kurmak istedi. Polis olaylara müdahale etti.
Sokak tahrik ediliyor devlet farkında
DTP' nin kapatılmasının ardından halkın sokaklara çıkması PKK'nın yeni stratejisi olarak yorumlandı. Uluslararası güvenlik ve Türk dış politikası uzmanı Doç. Dr. Sedat Laçiner, sokak çatışması riskinin olabilecek en yüksek seviyeye çıktığını söyledi. PKK'nın sokakları tahrik etmek stratejisinin olgunlaştığını ve uygulama safhasına geldiğini belirten Laçiner, "Şu an gördüğümüz kadarıyla kalabalık içinde silahla olaylara müdahale eden insanlar var. Bu kişilerin ne kadar normal vatandaş olduklarına bakmak lazım. Gerçekten halk tepkisi mi; yoksa provokotörler mi? Polisin iki tarafı da iyi incelemesi lazım. Yani PKK görüntüsü olanların da, tepki veren halkın da fotoğrafını çekmesi lazım. Buna benzer olayları geçmişte yaşadık. Bazen PKK'lı gördüğümüz kişi bazen milliyetçi tarafta yer alabiliyor. Provokatif maksatlı silah kullanıyor." diyor.
PKK'nın Ergenekon' un en güçlü aracı olduğunu vurgulayan Laçiner, örgütün en hassas dönemlerde gerilimi artırmak için kullanıldığına dikkat çekiyor. Kürtlerin demokratik açılımı kabullenmeye başladığı bir dönemde PKK'nın eylemlerinin artmasının, halkı tahrik etme stratejisinin bir parçası olduğunu hatırlatan Laçiner, şunları söylüyor: "PKK darbe hazırlıklarına yakıt taşıyor, Ergenekon'un bir kolu gibi çalışıyor. Hükümet bu süreçte dikkatli davranmalı. Hükümetin üzerine düşeni yapması ve işi sıkı tutması lazım. Polisin acilen gerekli önlemleri alması gerekiyor."
DTP'nin kapatılmasının ardından sokak tahriklerinin olmasını doğal karşılayan Mahir Kaynak da çatışmaları PKK'nın yeni stratejisi olarak yorumluyor. Tahriklerin arkasındaki güçlerin tespit edilmesi gerektiği uyarısında bulunan Kaynak, devletin provokatif eylemlerin farkında olduğunu ve çatışmaların büyümeden engelleneceği görüşünü dile getirdi.
Milletin derin sabrına provokasyon
HABER YORUM - ALİ AKKUŞ
17 yaşındaki Serap'ı belediye otobüsünde molotofkokteyli ile yakanlar yeniden sahnede. Amaçları et ve tırnak gibi yıllarca birlikte yaşamış insanları hassas oldukları noktadan vurmak. Yöntem olarak sıradan insanların araçlarını, dükkanlarını ve kahvehanelerini hedef alıyorlar. Ergenekon'un arkada kalanları kaos oluşturmak için yine klasik taktiklerini uyguluyor. Dün bir anda DTP içinden bir grup yürüyüşe geçiyor; halkın işyeri ve araçlarına zarar veriyor. Buna öfkeyle karşılık verenlerin arasına karışan birileri önceden hazırlandığı belli sopalarla yetinmeyip tabancalarla ateş etmeye başlıyor. Milletin derin sabrını sınamak istiyorlar herhalde. Ama siyasi tarihini sokak çatışmalarında kaybettiği evlatlarının acısıyla şekillendirmiş olan bu halk, bu kez oyunun farkında.
Son zamanlarda yaşadıklarımızı değerlendirmek için Abdullah Öcalan'ın, bir ay önce söylediklerini iyi okumak lazım. Fırat Haber Ajansı'nın haberine göre Öcalan, "AKP, çözmezse tasfiye edilir." diyordu. AK Parti'nin kış aylarında zor durumda kalacağını ve baharla birlikte tasfiyenin gerçekleşeceğini öne sürüyordu. Bölücübaşı, Başbakan Tayyip Erdoğan'ı şu cümlelerle tehdit ediyordu: "Eğer bu sorunu çözmezsen durumun Özal'ın ölümünden kırk sekiz saat öncesi gibi olur, Özal'ın son kırk sekiz saat içinde başına ne getirildiyse sizin de başınıza getirebilirler. Özal ölmedi, öldürüldü." Apo, bahara kadar yapılacak tasfiyenin ipuçlarını da veriyordu: "Biz savaş açarsak iktidarınız sallanır, üç aya kalmaz baş aşağı gidersiniz. Sonunuz da Menderes, Özal, Erbakan gibi olur."
Türkiye, hükümeti yıkmak için korku ve kaos ortamı oluşturmak isteyenleri biliyor. Onların bir kısmı hâlâ Silivri'de yargılanıyor. DTP'nin kapatılma haftasında, bazı partililerin dağa çıkmak istemesi ve 7 askerin PKK tarafından şehit edilmesi toplumda tartışmalara neden olmuştu. Herkes yaşanan ilginçlikler için 'Bu, örgütün provokasyonu.' diyordu. Hatta Taraf Gazetesi, 'PKK iki halkın da düşmanı' diye manşet atmıştı. Ahmet Altan'ın belirttiğine göre, PKK Taraf Gazetesi'ni de tehdit ediyormuş bugünlerde. Artık, örgütün planı deşifre oldu: Masum insanları hedef alıp, karşı şiddet oluşturmak istiyor. Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle bu planı bozmak gerekiyor. Tahrik ve kışkırtmalara açık bir süreçten geçiyoruz. Duyguyla değil akılla hareket etmeliyiz.

Friday, December 11, 2009

ADİ ORTAKLIĞI BİLİYORUZ! "KELAYNAK" DA İNANMADI!

http://imgtr.fotokritik.com/photos/lowres/0/0/0/000081/6080ad3e5f6a2247ab171f181db13d06.jpg
"Yani iki haftada Türkiye Reşadiye'ye hazırlandı. İstediğiniz kadar 'bu eylemi PKK yaptı' deyin. Maşeri vicdanda buna kimseyi inandıramayacaksınız. PKK istediği kadar bu eylemi üstlenip ülkenin şer şebekesini rahatlatmış olsun. Biliniz ki kimse bu yalana inanmıyor. "
"ÜSTLENMESİ GERÇEK Mİ BAKIYORUZ
Reşadiye baskınını üstlenen PKK’nın eylemi merkezden kopuk Dersim grubunun gerçekleştirdiği yolundaki açıklamasına gönderme yapan Erdoğan, “O da anlamlıdır. PKK olarak bunun üstlenilmiş olması bir boyutudur. Ancak gerçeği bu mudur, güvenlik güçlerimiz çalışmalarını sürdürüyor” dedi. Erdoğan şöyle devam etti:
“PKK üstlendi diye bu budur türünde bir yaklaşımda değil, ne olursa olsun terör örgütü şu ya da bu ayağıyla bu işi gerçekleştirmiştir. Olayın bölücü terör örgütü tarafından yapıldığını gösteriyor. Tabii bu da ayrı bir strateji, taktik olabilir. PKK’nın bu bölgede zaman zaman paslaştığı örgütler var. Şu anda güvenlik güçlerimizin bölgedeki yoğun çalışmaları devam ediyor. "
"Tokat olayı ile statükonun kanlı yedek lastiği gibi hareket edeceğini maskesini atarak gösteren PKK’nın tek hedefi meşru zeminlerde siyaset yapılacağını engellemek ve bu partiyi kapattırmak değil miydi? "

TÜRKİYE İŞÇİ SINIFININ BAŞI SAĞOLSUN!

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/13169667.asp?gid=229

MHP: Cenazede provokatif pankartları biz açmadık

Provokatif pankart ve sloganları araştıran MHP, eylemlerin kendileriyle ilgisinin olmadığını açıkladı. MHP Bahçelievler İlçe Başkanı Suat Taştan, cami ve evin yoluna asılan pankartların kendilerine ait olmadığını belirtti. Taştan, "Arkadaşlarımdan, bir gün öncesinden şehit evinin oradan yürüyüş olacağı ile ilgili maillerin dolaştığını öğrendim. Facebook tarzı mail gruplarında yazışmalar olmuş. Bunun bizimle hiçbir alakası yok. Biz tam aksine soğukkanlı ve sağduyulu davranmaya çalışıyoruz. Bu konuda bir provokasyona meydan vermemek için uğraş veriyoruz, arkadaşlarımızı da uyarıyoruz. Zaten Genel Başkanımız Devlet Bahçeli'nin tavrı da bu doğrultuda." dedi. Ülkenin her şeyden önemli olduğuna dikkat çeken İlçe Başkanı, "Provokasyonları organize etmek bir yana teşkilattaki arkadaşları bile olaydan sonra ilk kez camide gördüm. Zaten biz de olay çıkmaması için emniyetle sürekli bağlantı içindeyiz." diye konuştu.
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=925970&title=cenazede-provokatif-pankartlari-biz-acmadik
"Savaş lobisi boşuna çırpınıyor. Bu açılım devam edecek. Çünkü kalplerimiz açıldı bir kere..."
http://www.bugun.com.tr/haber-detay/86378-pkk-yi-kahreden-o-goruntu-haberi.aspx


Thursday, December 10, 2009

TEBRİKLER HUSEYN...

http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2009/12/091210_nobel_ceremony.shtml
http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1545/gl_ve_ei.jpg
"'Söyleyeceğim şey şu; bugün birlik ve beraberlik günüdür, dayanışma günüdür. Teröre karşı hep beraber güçlü bir şekilde mücadele etme günüdür. Onun için herkesin buna dikkat etmesi gerekiyor. Söylediklerimizi, konuştuklarımızı hep daha bilinçli bir şekilde yapmamız gerekiyor. Ve dayanışmamızı en üst seviyede göstermemiz gerekiyor. Bu hain saldırının zamanlanması, yeri, şekli bütün bunlar düşünüldüğünde tabii ki çok düşünmemiz gerekiyor. O açıdan hepimizin şu anda milli birliğimizi, beraberliğimi en güçlü şekilde ifade etmemiz gerekir."

HE VALLAH UYUZLUK OLSUN!

http://img03.blogcu.com/images/m/y/t/mytuana/pinokyo_2_1242300538.jpg

"Obama "yeşil ışık" yaksa da yarın bir darbe olsa, zil takıp oynamayacak mısınız?

Hayır mı?

Şerefiniz üzerine yemin edebilir misiniz?

Burnunuz uzar ha, çarpılırsınız..."