Wednesday, March 31, 2010
8 TEMMUZ/"İRTİCA" DAN BİLDİRİLMİŞTİR:
“Gökte ve yerde mevcut tüm varlıklar, Yüce Allah’ın insanoğluna bir lütfu olarak yaratılıp, onun faydasına sunulmuştur. Bu konuda insanoğluna düşen, bu konuda sorumluluğunun bilincinde olmak, bilgisizlik ve zulme sapmamak, kendisine emanet edilen bu canlı cansız varlıklara karşı kendisinden beklenilen görevi doğru bir şekilde yerine getirmek, kendisine verilen bütün bu nimetlerden dolayı Yüce Allah’a şükretmektir. Şükür de, bunları esirgeyip koruyarak yerine getirilir, böylece bu nimetlerin devamı temin edilir.”
Kuran-ı Kerim, Nahl, 16/5-8;Fatır, 35/27-28
Hayvanların Korunmasına İlişkin Bazı Hadisler ve Mesajlar
a) Hadisler
Rahmetime ulaşmak isterseniz, yarattıklarıma şefkat ve merhametle muamele ediniz.
Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.
Hayvanlara işkence yapan kişileri yüce Allah rahmetinden uzak kılsın.
Hazreti Peygamber, hayvanlarının yüzlerine vurularak dövülmesini, dağlama yöntemi ile damgalanmasını yasaklamıştır.
Yüce Allah Kıyamet Günü’nde bir serçeyi bile haksız yere öldüren kimseden hesap soracaktır.
Allah’ın Elçisi köpeklerin de soyları devam etmesi gereken bir canlı türü olduğunu bildirmiş, onların gereksiz yere öldürülmesini yasaklamıştır.
b) Mesajlar
Doğa ve doğal dengenin korunması farzdır. Hayvanların korunması ile ilgili gerekli önlemleri almak, gerekli kurumları oluşturmak hepimizin üzerine farz-ı kifaye hükmünde olan bir yükümlülüktür.
Doğanın korunması demek, aslında insanlığın korunması demektir. Doğal hayatı koruyan insan, gerçekte kendisinin mutluluğunu emniyet altına almaktadır.
Hayvanlar da kendi yaratılışlarına uygun olarak Yüce Allah’ı tesbih eden varlıklardır. Onlara kıymayınız.
Doğal hayatın korunmaması, Yüce Allah’ın nimetlerine karşı nankörlüktür.
Doğal hayatı yok eden acımasız insanla, bu eşsiz hazineleri yaratıp var eden çok merhametli ve çok esirgeyici Yüce Allah arasındaki yaman çelişki, ne kadar üzücüdür.
Doğal hayatın korunması, Yüce Allah’ın emrettiği güzel ahlakın gereğidir.
Yüce dinimiz İslam, kedi-köpek gibi sahipsiz hayvanların vurularak ya da zehirlenerek acımasızca öldürülmelerini asla onaylamaz.
Doğal hayatı, hayvanları korumak, Yüce Allah’ın beğenip ördüğü güzel davranışlar (amel-i salih) kapsamında yer alır.
Hayvanların dövülmesi, işkence edilmesi ve zevk için öldürülmesi haramdır.
Hayvanlara eziyet etmek, onları aç susuz bırakarak ölümlerine sebep olmak, nesillerinin tükenmesine göz yummak haramdır.
Yüce Allah bizlere çevremizde açlık ve bakımsızlıktan dolayı ölen zavallı hayvanlardan dolayı da hesap soracaktır. Melekler, amel defterlerimize bu konudaki duyarsızlık ve ilgisizliğimizden dolayı günah yazmaktadır.
Kedilerin, köpeklerin, kuşların ihtiyaçlarının düşünülebildiği bir toplumda elbette varlıkların en seçkini olan insanın değeri de çok yüksektir. Hayvanlara bakmak, açlık ve susuzluklarını giderip barınmalarını temin etmek, bizlere sevap kazandıran bir davranıştır.
Hayvanlara karşı şefkat ve merhamet göstererek onları koruyup güzel muamele etmek, bir peygamber davranışıdır.
http://www.kedimveben.com/forum405.htm
“Gökte ve yerde mevcut tüm varlıklar, Yüce Allah’ın insanoğluna bir lütfu olarak yaratılıp, onun faydasına sunulmuştur. Bu konuda insanoğluna düşen, bu konuda sorumluluğunun bilincinde olmak, bilgisizlik ve zulme sapmamak, kendisine emanet edilen bu canlı cansız varlıklara karşı kendisinden beklenilen görevi doğru bir şekilde yerine getirmek, kendisine verilen bütün bu nimetlerden dolayı Yüce Allah’a şükretmektir. Şükür de, bunları esirgeyip koruyarak yerine getirilir, böylece bu nimetlerin devamı temin edilir.”
Kuran-ı Kerim, Nahl, 16/5-8;Fatır, 35/27-28
Hayvanların Korunmasına İlişkin Bazı Hadisler ve Mesajlar
a) Hadisler
Rahmetime ulaşmak isterseniz, yarattıklarıma şefkat ve merhametle muamele ediniz.
Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.
Hayvanlara işkence yapan kişileri yüce Allah rahmetinden uzak kılsın.
Hazreti Peygamber, hayvanlarının yüzlerine vurularak dövülmesini, dağlama yöntemi ile damgalanmasını yasaklamıştır.
Yüce Allah Kıyamet Günü’nde bir serçeyi bile haksız yere öldüren kimseden hesap soracaktır.
Allah’ın Elçisi köpeklerin de soyları devam etmesi gereken bir canlı türü olduğunu bildirmiş, onların gereksiz yere öldürülmesini yasaklamıştır.
b) Mesajlar
Doğa ve doğal dengenin korunması farzdır. Hayvanların korunması ile ilgili gerekli önlemleri almak, gerekli kurumları oluşturmak hepimizin üzerine farz-ı kifaye hükmünde olan bir yükümlülüktür.
Doğanın korunması demek, aslında insanlığın korunması demektir. Doğal hayatı koruyan insan, gerçekte kendisinin mutluluğunu emniyet altına almaktadır.
Hayvanlar da kendi yaratılışlarına uygun olarak Yüce Allah’ı tesbih eden varlıklardır. Onlara kıymayınız.
Doğal hayatın korunmaması, Yüce Allah’ın nimetlerine karşı nankörlüktür.
Doğal hayatı yok eden acımasız insanla, bu eşsiz hazineleri yaratıp var eden çok merhametli ve çok esirgeyici Yüce Allah arasındaki yaman çelişki, ne kadar üzücüdür.
Doğal hayatın korunması, Yüce Allah’ın emrettiği güzel ahlakın gereğidir.
Yüce dinimiz İslam, kedi-köpek gibi sahipsiz hayvanların vurularak ya da zehirlenerek acımasızca öldürülmelerini asla onaylamaz.
Doğal hayatı, hayvanları korumak, Yüce Allah’ın beğenip ördüğü güzel davranışlar (amel-i salih) kapsamında yer alır.
Hayvanların dövülmesi, işkence edilmesi ve zevk için öldürülmesi haramdır.
Hayvanlara eziyet etmek, onları aç susuz bırakarak ölümlerine sebep olmak, nesillerinin tükenmesine göz yummak haramdır.
Yüce Allah bizlere çevremizde açlık ve bakımsızlıktan dolayı ölen zavallı hayvanlardan dolayı da hesap soracaktır. Melekler, amel defterlerimize bu konudaki duyarsızlık ve ilgisizliğimizden dolayı günah yazmaktadır.
Kedilerin, köpeklerin, kuşların ihtiyaçlarının düşünülebildiği bir toplumda elbette varlıkların en seçkini olan insanın değeri de çok yüksektir. Hayvanlara bakmak, açlık ve susuzluklarını giderip barınmalarını temin etmek, bizlere sevap kazandıran bir davranıştır.
Hayvanlara karşı şefkat ve merhamet göstererek onları koruyup güzel muamele etmek, bir peygamber davranışıdır.
http://www.kedimveben.com/forum405.htm
Monday, March 29, 2010
Taşın altına bedenimizi koyduk
Başbakan Erdoğan, milletin emri olan Anayasa paketinin bugün Meclis'e getirileceğini açıkladı. "Biz de öncekiler gibi idare-i maslahatla ihtiyaçları geçiştirebilir, statükoya boyun eğerdik" diyen Erdoğan risk aldıkların sadece ellerini değil bedenlerini de taşın altına koyduklarını söyledi.
http://www.yenisafak.com.tr/Politika/?t=30.03.2010&c=2&i=249492
Başbakan Erdoğan, milletin emri olan Anayasa paketinin bugün Meclis'e getirileceğini açıkladı. "Biz de öncekiler gibi idare-i maslahatla ihtiyaçları geçiştirebilir, statükoya boyun eğerdik" diyen Erdoğan risk aldıkların sadece ellerini değil bedenlerini de taşın altına koyduklarını söyledi.
http://www.yenisafak.com.tr/Politika/?t=30.03.2010&c=2&i=249492
Thursday, March 25, 2010
Saturday, March 20, 2010
BİJİ NEWROZ!
Kutlandığı ülkeler veya bölgeler
Afganistan
Arnavutluk
Azerbaycan
Bosna Hersek
Ermenistan
Gürcistan
Hindistan
İran
Kazakistan
Kırgızistan
Kırım Özerk Cumhuriyeti, Ukrayna
Kosova
Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Irak
Makedonya
Özbekistan
Pakistan
Sırbistan
Sincan Uygur Özerk Bölgesi, Çin
Suriye
Tacikistan
Türkiye
Türkmenistan
Afganistan
Arnavutluk
Azerbaycan
Bosna Hersek
Ermenistan
Gürcistan
Hindistan
İran
Kazakistan
Kırgızistan
Kırım Özerk Cumhuriyeti, Ukrayna
Kosova
Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Irak
Makedonya
Özbekistan
Pakistan
Sırbistan
Sincan Uygur Özerk Bölgesi, Çin
Suriye
Tacikistan
Türkiye
Türkmenistan
Friday, March 19, 2010
HE Abdullah Gül, President of Turkey, has been voted the winner of the Chatham House Prize 2010.
President Gül is recognized for being a significant figure for reconciliation and moderation within Turkey and internationally, and a driving force behind many of the positive steps that Turkey has taken in recent years.
Mr Gül has worked to deepen Turkey's traditional ties with the Middle East, mediate between the fractious groups in Iraq and bring together the Afghan and Pakistani leaderships to try to resolve disputes during 2009. He has also made significant efforts to reunify the divided island of Cyprus and has played a leading role, along with his Armenian counterpart, in initiating a process of reconciliation between Turkey and Armenia.
President Gül is also recognized for being an unwavering proponent of anchoring Turkey in the European Union. Under his leadership, Turkey is consolidating civilian democratic rule and undergoing extensive political and legal reforms to bring the country closer to European standards of democracy and human rights.
President Gül will be invited to collect the award and a scroll signed by our Patron, Her Majesty The Queen, at a ceremony in London later this year.
Dr DeAnne Julius, Chairman of Chatham House, said: 'President Gül has been voted the winner of this year's Chatham House Prize because of his qualities as a national, regional and international leader. I warmly congratulate the President on this award which recognizes his accomplishments and acknowledges the growing influence he has achieved for Turkey.'
Dr Robin Niblett, Director of Chatham House, said: 'Chatham House members have a deep interest in international affairs and have voted for President Gül to acknowledge his efforts within Turkey as well as on the international stage. Our members represent a cross-section of the most influential globally orientated individuals in business, academia and public life.'
Suzan Sabancı Dinçer, Panel of Senior Advisers, Chatham House, and Chairman and Executive Board Member, Akbank, said: 'As a Chatham House Senior Adviser and a Turkish citizen I am proud and delighted that President Gül is to receive this prestigious award. His efforts to bring stability and prosperity to Turkey's region and his encouragement of Turkey's rapid progress towards reform and full European integration have been acknowledged by Chatham House members.'
http://www.chathamhouse.org.uk/events/special_events/chatham_house_prize/2010/
Mr Gül has worked to deepen Turkey's traditional ties with the Middle East, mediate between the fractious groups in Iraq and bring together the Afghan and Pakistani leaderships to try to resolve disputes during 2009. He has also made significant efforts to reunify the divided island of Cyprus and has played a leading role, along with his Armenian counterpart, in initiating a process of reconciliation between Turkey and Armenia.
President Gül is also recognized for being an unwavering proponent of anchoring Turkey in the European Union. Under his leadership, Turkey is consolidating civilian democratic rule and undergoing extensive political and legal reforms to bring the country closer to European standards of democracy and human rights.
President Gül will be invited to collect the award and a scroll signed by our Patron, Her Majesty The Queen, at a ceremony in London later this year.
Dr DeAnne Julius, Chairman of Chatham House, said: 'President Gül has been voted the winner of this year's Chatham House Prize because of his qualities as a national, regional and international leader. I warmly congratulate the President on this award which recognizes his accomplishments and acknowledges the growing influence he has achieved for Turkey.'
Dr Robin Niblett, Director of Chatham House, said: 'Chatham House members have a deep interest in international affairs and have voted for President Gül to acknowledge his efforts within Turkey as well as on the international stage. Our members represent a cross-section of the most influential globally orientated individuals in business, academia and public life.'
Suzan Sabancı Dinçer, Panel of Senior Advisers, Chatham House, and Chairman and Executive Board Member, Akbank, said: 'As a Chatham House Senior Adviser and a Turkish citizen I am proud and delighted that President Gül is to receive this prestigious award. His efforts to bring stability and prosperity to Turkey's region and his encouragement of Turkey's rapid progress towards reform and full European integration have been acknowledged by Chatham House members.'
http://www.chathamhouse.org.uk/events/special_events/chatham_house_prize/2010/
Thursday, March 18, 2010
ORADAYDIK...
http://www.milligazete.com.tr1915 YILINDA ÇANAKKALE SAVAŞINDA ŞEHİT DÜŞEN URFALI KAHRAMANLAR
S.NO BABA ADI ADI D.YILI ÖLÜM YERİ2 DAVUT ABDİ 1309 ARIBURNU MUHAREBESİ3 MOLLA AHMET ABDULAZİZ 1297 MAYDOS4 HACI MUSTAFA ABDULKADİR 1305 KANLISIRT‘DA6 ABDULKADİR ABDULLAH 1303 KIRMIZI SIRT MUHAREBESİNDE7 ABUZER ABDULLAH 1309 TIP FAKÜLTESİ HASTAHANESİ10 HACI AHMET ABDURRAHMAN 1299 SÜNGÜ BAYIRI MUHAREBESİNDE12 MEHMET ABDURRAHMAN 0 ŞARKÖY 5.HARP HASTAHANESİ13 SALİH ABDURRAHMAN 1297 ARIBURNU MUHAREBESİ14 MEHMET ABUZER 1300 MEYDAN HARBİ15 ALİ ABUZER 1303 ARIBURNU MUHAREBESİ16 MEHMET ABUZER 1302 GÜMÜŞSUYU HASTAHANESİ17 MUSTAFA AHMET 1304 GÜLHANE HASTAHANESİ18 BEDİR AHMET 1309 ÇATAL TEPE MUHAREBESİNDE19 DAVUT AHMET 1298 TOPÇU MEKTEBİ HASTAHANESİ20 HALİL AHMET 1309 ARIBURNU MUHAREBESİ21 MUSTAFA AHMET 1299 ARIBURNU MUHAREBESİ22 MUSTAFA AHMET 1304 GÜLHANE HASTAHANESİ24 RAMAZAN AHMET 1308 ARIBURNU MUHAREBESİ32 MEHMET AHMET(SEYYAH) 1304 ARIBURNU MUHAREBESİ33 ABUZER ALİ 1292 ARIBURNU MUHAREBESİ35 HALİL ALİ 1309 ARIBURNU MUHAREBESİ37 HÜSEYİN ALİ 1296 KULELİ HASTAHANESİ38 İSA ALİ 1307 ARIBURNU MUHAREBESİ40 MEHMET ALİ 1311 DELİKLİTAŞ43 NUSAN ALİ 1305 MERKEZ TEPE MUHAREBESİ44 OSMAN PERİ ALİ 1304 GÜLHANE HASTAHANESİ45 ÖMER ALİ 1293 ARIBURNU MUHAREBESİ46 PERİ OSMAN ALİ 1305 ARIBURNU MUHAREBESİ47 SARHOŞ ALİ 1306 HAYDARPAŞA HASTAHANESİ50 ALİ ALİ ÇAVUŞ 1293 ŞİMAL GURUBU AĞIR MECRUHİN 1.SEYYAR HAST54 ABDULKAHHAR BAKIR 1298 ARIBURNU MUHAREBESİ55 ABDURRAHMAN BAKIR 1303 AKBAŞ NAKLİYAT HASTAHANESİ56 ABUZER BAKIR 1295 ARIBURNU MUHAREBESİ57 ALİ BAKIR 1305 ARIBURNU MUHAREBESİ58 CEMİL BAKIR 1301 ARIBURNU MUHAREBESİ59 SÜLEYMAN BAKIR 1305 MEHMET ÇAVUŞ SİPERLERİ MUHAREBESİ‘NDE60 SÜLEYMAN BAKIR 1305 BAHRİYE MERKEZ HASTAHANESİ61 SÜLEYMAN BAKIR 0 MECRUH İKEN HASTAHANEDE VEFAT ETMİŞTİR.63 BEDİR BEKİR 1309 ÇATAL TEPE MUHAREBESİNDE64 HACI MEHMET BEKİR 1305 SİVRİTEPE MUHAREBESİNDE65 MÜSLİM BEKİR 1306 ARIBURNU MUHAREBESİ66 OSMAN BEKİR 1309 ARIBURNU MUHAREBESİ68 YUSUF BİLAL 1309 ÇATAL TEPE MUHAREBESİNDE69 HASAN BORAN 1302 PANGALTI HASTAHANESİ70 HASAN BOZAK 0 KANLIBOĞAZ MUHAREBESİ‘NDE71 ABDULLAH BOZAN 1298 MERKEZ TEPE HARBİ72 HÜSEYİN BOZAN 1301 KANLISIRT HARBİ73 KÖR HÜSEYİN BOZAN 0 ARIBURNU MUHAREBESİ74 MEHMET ÇAVUŞ BURAN 1306 MERKEZ TEPESİ75 MUSA CAFER 1299 ARIBURNU MUHAREBESİ77 ALİ CUMA 1307 ARIBURNU MUHAREBESİ78 HALEF CUMA 1294 ARIBURNU MUHAREBESİ79 HALİL CUMA 1295 ARIBURNU MUHAREBESİ80 HÜSEYİN CUMA 1304 ARIBURNU MUHAREBESİ81 MEHMET REFİK CUMA 1304 ARIBURNU MUHAREBESİ83 HOCO DERVİŞ 1300 ARIBURNU MUHAREBESİ84 MUSTAFA DERVİŞ
Sunday, March 14, 2010
Thursday, March 11, 2010
Wednesday, March 10, 2010
MAKUL ŞÜPHE!
Makul şüphe
Madde 6 - Makul şüphe, hayatın akışına göre somut olaylar karşısında genellikle duyulan şüphedir.
Makul şüphe, aramanın yapılacağı zaman, yer ve ilgili kişinin veya onunla birlikte olanların davranış tutum ve biçimleri, kolluk memurunun taşındığından şüphe ettiği eşyanın niteliği gibi sebepler göz önünde tutularak belirlenir.
Makul şüphede, ihbar veya şikâyeti destekleyen emarelerin var olması gerekir.
Belirtilen konularda şüphenin somut olgulara dayanması şarttır.
Arama sonunda belirli bir şeyin bulunacağını veya belirli bir kişinin yakalanacağını öngörmeyi gerektiren somut olgular mevcut bulunmalıdır.
Adlî Ve Önleme Aramaları Yönetmeliği
Adalet ve İçişleri Bakanlıklarından:
Resmi Gazete Tarihi : 01/06/2005
Resmi Gazete Sayısı : 25832
Madde 6 - Makul şüphe, hayatın akışına göre somut olaylar karşısında genellikle duyulan şüphedir.
Makul şüphe, aramanın yapılacağı zaman, yer ve ilgili kişinin veya onunla birlikte olanların davranış tutum ve biçimleri, kolluk memurunun taşındığından şüphe ettiği eşyanın niteliği gibi sebepler göz önünde tutularak belirlenir.
Makul şüphede, ihbar veya şikâyeti destekleyen emarelerin var olması gerekir.
Belirtilen konularda şüphenin somut olgulara dayanması şarttır.
Arama sonunda belirli bir şeyin bulunacağını veya belirli bir kişinin yakalanacağını öngörmeyi gerektiren somut olgular mevcut bulunmalıdır.
Adlî Ve Önleme Aramaları Yönetmeliği
Adalet ve İçişleri Bakanlıklarından:
Resmi Gazete Tarihi : 01/06/2005
Resmi Gazete Sayısı : 25832
Tuesday, March 9, 2010
KAFAYA BAK KAFAYA! Bu "kafa"yı J.R. McCarthy'in yanına "gömelim"!
Balyoz Harekatı kapsamında gerçekleştirilen çalışmalarda Org. Çetin Doğan'ın talimatı ile 1. Ordu Bölgesinin sorumluluk alanlarında görev yapmakta olan bazı TSK personelin ilişiğinin kesilmesi, bu bağlamda 832 personelin irticai eğilimleri olduğu veya bölücü örgütlerle bağlantıları olduğu dolayısı ile ilişiklerinin kesilmesi teklif ediliyor.EK-C olarak verilen ve 77 sayfadan oluşan listede kurmay subayların da olması dikkat çekiyor. İlişiği kesilecek personelin rütbesi, adı, soyadı ve birliğinin farklı sütunlarda belirtildiği listede; "Açıklama" sütununda ilginç yorumlar göze çarpıyor. "irticai görüşü benimser", "siyasal islami görüşleri benimser ve destekler", "eşi çağdışı kıyafet giyer", "mesai saatlerinde namaz kılar", "aşırı milliyetçi partiye müzahir", "kürt milliyetçiliği yapar", "eşi irtica eğilimlidir" gibi ifadeler yer alıyor.Bu konuyla ilgili olarak Org. Çetin Doğan'ın ses kayıtlarında "o halde evvela silahlı kuvvetler içindeki bünyesel sağlamlığını korumak durumundadır. Buna bulaşmış, irticaya bulaşmış insanların uslanması ve fikir değiştirmesi olanağının olmadığı birçok örnekleriyle sabittir ve o yüzden de bunların defterleri mutlaka evvele ilk adım olarak dürülmeli ordu bünyesi sağlam bir hale getirilmelidir. Bunun ötesinde böyle bir olay olduğu zaman çünkü içimizden çıkacak çatlaklıkların tereddütlerin maliyeti çok çok daha büyük olacaktır. Kendi içimizde kendimizle savaşmak zorunda kalacağız. Bunun önlenilmesi için evvela ordu bünyesinin sağlamlaştırılması lazım" diyerek iç temizliği yapılması gerektiğini belirtiyor.
http://samanyoluhaber.com/h_399291_tskdan-atilacaklar-listesi---foto.html
http://samanyoluhaber.com/h_399291_tskdan-atilacaklar-listesi---foto.html
Monday, March 8, 2010
ENGİN AĞABEY DİYOR Kİ:
"İttihat ve Terakki sana nereyi gösterdiyse orada oturacaksın güzel evladım. Bu toplumda herkes yerini ve sınıfını bilecek, "toplum mühendisliğini" boşuna mı yaptık?"
http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ardic/2010/03/08/geciyom_gecemiyom
http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ardic/2010/03/08/geciyom_gecemiyom
Sunday, March 7, 2010
BİR KADIN SUFİ: RABİA ADEVİYYE
Rābiʿatü-l-ʿAdeviyyetü-l-Ḳaysiyye (752-801) Basralı ünlü kadın sufi. İlk dönem sufi şairleri arasından en önemli isimlerden biridir. İlahi aşk öğretisi kendisinden sonraki sufileri de önemli ölçüde etkilemiştir. Yirminci yüzyılda Rabia hakkında kaleme alınmış en kapsamlı eser, Margaret Smith'in master tezi olarak kaleme aldığı ve daha sonra kitaplaştırılan ve Türkçe'ye de çevirilen Rabia the Mystic adlı eserdir.
Basra'lı ünlü kadın sufi Rabia, kesin olmamakla birlikte 752 tarihlerinde fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesinin dördüncü kızı olduğu için kendisine Rabia ismi verildi. Anne ve babasını kaybeden Rabia, henüz çocukken köle olarak satıldı. Elini sakatlamak pahasına kaçmaya çalıştı ancak yeniden yakalandı. Efendisi, Rabia'nın halini görüp onu serbest bıraktı. Önemli sufilerden kendisine yapılan evlenme tekliflerini geri çevirip, 801'de ölünceye kadar bekar yaşadı. Hikayesi ve sözleri 13. yüzyıl sufilerinden Feriüddin Attar'ın, kimi evliyaların hayatları ve sözlerini derlediği ünlü eseri "Tezkiret'ül Evliya"da yer almaktadır. Attar; kendisine, neden kitabına Rabia'yı aldığını soracak olanları, Peygamberin, "Tanrı sizin suretlerinize değil niyetlerinizle bakar." sözünü delil göstererek yanıtlamaktadır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Rabia
Basra'lı ünlü kadın sufi Rabia, kesin olmamakla birlikte 752 tarihlerinde fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesinin dördüncü kızı olduğu için kendisine Rabia ismi verildi. Anne ve babasını kaybeden Rabia, henüz çocukken köle olarak satıldı. Elini sakatlamak pahasına kaçmaya çalıştı ancak yeniden yakalandı. Efendisi, Rabia'nın halini görüp onu serbest bıraktı. Önemli sufilerden kendisine yapılan evlenme tekliflerini geri çevirip, 801'de ölünceye kadar bekar yaşadı. Hikayesi ve sözleri 13. yüzyıl sufilerinden Feriüddin Attar'ın, kimi evliyaların hayatları ve sözlerini derlediği ünlü eseri "Tezkiret'ül Evliya"da yer almaktadır. Attar; kendisine, neden kitabına Rabia'yı aldığını soracak olanları, Peygamberin, "Tanrı sizin suretlerinize değil niyetlerinizle bakar." sözünü delil göstererek yanıtlamaktadır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Rabia
Saturday, March 6, 2010
İNSANLIK ÖLMEDİ!
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/6/6d/Marx_Engels_Lenin.svg/493px-Marx_Engels_Lenin.svg.pngDoğu Kudüs'ün Şeyh Cerrah mahallesinde uzunca bir süredir uygulanan, bazı Filistinli ailelerin mahkeme kararlarıyla evlerinden edilip, yerlerine aşırı sağcı-dinci Yahudilerin yerleştirilmesine karşı, İsrailli sol eylemcilerle Araplar birlikte protesto..Haberin devamı için » samanyoluhaber.com
Thursday, March 4, 2010
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiVVoK-qLH8VB9Uj0KBqMBIHOI7S_bctFps6DS6fHrJovcnya-h19qfN83EfAY8y67sZ4N3ERse1XYtXNeq8Av1DuP_XMk1T7J8gYEQ6X6CKIt1HNN1iLyfrQcB8NUEa93rQ_ILcR_mrjUQ/s400/abdullah-gul.jpgABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinde Kabul Edilen H.RES. 252 Rumuzlu Karar
Sayın Cumhurbaşkanımız, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinde kabul edilen H.RES. 252 Rumuzlu Karar ile ilgili olarak aşağıdaki açıklamanın yapılmasını istemişlerdir:“Bu kararı makul bulmuyorum ve esefle karşılıyorum. Kararın Türk halkı nezdinde hiçbir itibarı bulunmamaktadır.Tarihsel gerçeklikten uzak bu tek yanlı metnin ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi tarafından kabul edilmesi Türkiye-ABD ilişkilerine yakışan bir tutum olmamıştır. Bu gelişme, Güney Kafkasya’da barış ve istikrar tesisi; halklar arasında kalıcı dostane ilişkiler kurulması doğrultusunda yürütülmekte olan çabalara zarar verecektir. Siyasi çıkarlar gözetilerek alınmış olan böyle bir kararı tarihe ve tarih bilimine karşı haksızlık olarak telakki ediyorum. Bu oylamanın her alanda neden olabileceği olumsuz sonuçların sorumlusu Türkiye olmayacaktır.”
Sayın Cumhurbaşkanımız, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinde kabul edilen H.RES. 252 Rumuzlu Karar ile ilgili olarak aşağıdaki açıklamanın yapılmasını istemişlerdir:“Bu kararı makul bulmuyorum ve esefle karşılıyorum. Kararın Türk halkı nezdinde hiçbir itibarı bulunmamaktadır.Tarihsel gerçeklikten uzak bu tek yanlı metnin ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi tarafından kabul edilmesi Türkiye-ABD ilişkilerine yakışan bir tutum olmamıştır. Bu gelişme, Güney Kafkasya’da barış ve istikrar tesisi; halklar arasında kalıcı dostane ilişkiler kurulması doğrultusunda yürütülmekte olan çabalara zarar verecektir. Siyasi çıkarlar gözetilerek alınmış olan böyle bir kararı tarihe ve tarih bilimine karşı haksızlık olarak telakki ediyorum. Bu oylamanın her alanda neden olabileceği olumsuz sonuçların sorumlusu Türkiye olmayacaktır.”
Wednesday, March 3, 2010
Tuesday, March 2, 2010
İLAN
ISLAK İMZA TAKLİT MAKİNASINDA ÇALIŞACAK USTABAŞILAR ARANIYOR
Müracaat: http://www.stargazete.com/gazete/yazar/ahmet-kekec/islak-imza-taklit-makinesinde-calisacak-ustabasilar-araniyor-haber-247528.htm
Müracaat: http://www.stargazete.com/gazete/yazar/ahmet-kekec/islak-imza-taklit-makinesinde-calisacak-ustabasilar-araniyor-haber-247528.htm
Monday, March 1, 2010
Subscribe to:
Comments (Atom)






.jpg)














